Temmuz 13, 2009

Yürünmez öyle hep, bazen susulur...


Evet, derin bir nefes almali ve tekrar baslamali.
Bazen insanin gonlu yorgun oldugunda, sadece nefes alarak yasamak istiyor. Fazlasinda gozu olmuyor, fazlasina enerjisi de olmuyor. Sanki sonsuza dek o sekilde durabilirmis, hayat donerse donsun umurunda degilmis gibi kalabiliyor.

Yuregi, durmak dinlenmek istedigi muddetce, bedeni kosamiyor, cosamiyor. Kosmaya cosmaya calissa da bo oyle bir egreti, oyle bir yavan kaliyor ki, hareketlerinden damla damla akiyor.Ama hayat, her gun ayni tasa ile yasanmiyor sukur ki!

Beynimiz ve kalbimiz, en derin acilara bile biraz zaman taniyor ve sonrasinda hadi bakalim, devam kaldigin yerden diyor. Nekahat donemi bitiyor ve damarlara gorunmez bir el bir tup enerji gark ediyor!

Hadi bakalim. tekrar baslamak gerek. saglikla gecen her gune, sukur ve duayla devam etmek gerek! Yurumeye devam etmek gerek!
"Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur..."
Can YÜCEL

Temmuz 07, 2009

OZLEMEK...


Ankara’ya 1 gittim geldim, dagildim ben yine... Sonbahar oldu gibi oldu, yazin ortasinda.

Ozlemenin ustesinden gelmeyi beceremiyorum ben. Yolu yordami var mi bilmiyorum, ki bence yok. Yurek, sevdikleri icin attikca caresi yok.

Parca parca yasanirsa bitiyor mu bu hasret? Yoksa her seferinde dozu artarak, sonsuza dek devam mi ediyor. Kavusmanin kremalı sevinci, bes dakikada yenirken, ayrilmanin biberi neden genzimi gunlerce yakiyor?
Ait olmak var midir? Bir sehre, bir ortama ya da gonullere? Ait olmak mesafe ve mekan tanir mi?
Insan tercihleri canini acittiginda, bunu dogal karsilamak icin ne kadar beklemeli?

Kavusmanin hemen arkasinda, ilk sevincin hemen sonrasinda, ayrilik tasasi sariyor beni. Bu huzun, yavas yavas bogazima oturmaya basliyor, ayrilik aninda kocaman bir yumru oluyor. El sallamak cok ama cok zor hale geliyor. Goz yaslarini zapt etmek ne kadar zor. “Yine gelirim, en kisa zamanda, sen de gel bak” demek nasil burkar insanin icini. Bu aci kroniklesir de alisirim belki diye dusunursun. Ama bazen hafif, bazen cok agir da olsa, gonulde hep bir ama gozde ırak olmaya alisilmiyor.

Hayat her zaman, insana tum secenekleri bir arada sunmuyor. Bazi secenekleri yaratman gerekiyor. O secenekler bir mesafenin sonundaysa, insan birden kalkip gidiyor. Eski duzenini, ozleyecegini bile bile, uzulecegini bile bile, inandiklarinin pesinden gidiyor. Sonuc cam kirigi olmadigi muddetce, geri donmuyor, donemiyor.

Allah, cam kiriklari, can kiriklari vermesin kimseye, tercihlerinin sonunda. Tercih yapabilmek, cesaret isidir. Alkisa degerdir bence. Tercih yapabilmek, beynini dinlemektir cogu kez, kalbini degil. Kalbinin gorevi, sonrasinda o tercihi sana unutturmayacak kadar cok, duygu ve özlem uretmektir. Her kavusmada avunacagin, her ayrilikta yine kalbimden bir parca burada kaldi diyecegin hasretcikler.

Beni ozleyenleri, ben de en az o kadar ozluyorum.


Kelimeler... Kelimeler...

Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
Denizlere açıldı içimizden biri
Niçin gittiğini söylemeden.
Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
Bulacak sanıyordu yenilikleri.

Her an bir yeni su vardı,
Her yeni suda bir yeni an.
Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
Bitmeyordu köpüklerle renkler
Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.

Gözlerinin önünde bir oyun,ardında bir oyun.
Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
Hani, eski keLimelerle olmasa
İnsanın ömrünce devam edecek.
Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.

Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
Yeni rüzgârlarla esen yeni korkulara
Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.

Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini

Özdemir Asaf

Temmuz 03, 2009

Bir "4 Temmuz" Gelinine Mutluluklar Diliyorum...!



Haftasonu Ankara'ya gidiyorum :) Memleket havasi her zaman iyi gelir bana. lay-lay-lom.

Guzel arkadasim, Didos'un kardesi Sinos evleniyor yarin.


Genc, piril piril bir ciftin, hayatindaki biricik bir ana tanik olacagim yani. Kendilerine, simdiden ve buradan, bir omur boyu surecek mutluluklar diliyorum.

Bakalim ben evlilik hakkinda neler biliyorum :)

Evlilik, ben merkezci hayattan, biz merkezli hayata gecis surecini yonetebilme becerisidir. Mutlu olmanin bence en buyuk kosulu, "ben" demeyi yutkunmak, "biz" icin cumleler kurmaktir. Sevgi ile atilan temel, surekli saygi ile desteklendiginde, omurluk olur kolayca. Stratejik bir oyun, bir cekisme haline dondurmeden, ozveri yapmaktan utanmadan, sevmeyi-sevilmeyi hissede hissede yasamak, yasatmak gerekir.

Inaniyorum ki, Sinos ve nisanlisi, evlilik kurumunda bir omur boyu, saygi ve sevgi ile ilerleyecekler.

Gozlerindeki mutluluk ve heyecani hic kaybetmemeleri dileklerimle...

Temmuz 02, 2009

KURUTULMUŞ GÜLLER...


Kuruttugum her gulun, ne zaman kimden geldigini, o esnada bana neler hissettirdigini, ozenle defter kitabin arasina yerlestirisimi, ya da kurusun diye odanin en guzel yerine yerlestirisimi, o esnada bana soylenen sozleri, hatta uzerimde hangi kiyafetim oldugunu, cicegi verenin kiyafetlerini, hatta ortamdaki parfum kokusunu bile animsiyorum...

1 yil kahvenin 40 yil hatiri varsa, kurutulmus bir cicegin bir omur hatiri var.

Cicek vermek bana gore, sen benim icin tam da bu renksin kalbimde, bu kadar masum, bu kadar guzel, bu kadar cezbedicisin demek. Cicek almak demek de, o ani olumsuzlestirecek 1-2 yaprak bile olsa, saklamak, sonradan anmak, anarken, dalmak, dalarken, gulumsemek ya da huzunlenmek demek.


Siz de kurutur musunuz size getirilen, gonderilen cicekleri. En azindan bir kac yaprak saklar misiniz, en sevdiginiz kitaplarin icinde? Ve o cicek, her karsiniza ciktiginda, o ani, su an gibi yasar misiniz?

Benim icin, anilarin konsantre hali, kurutulmus cicektir. O kurutulmus cicek, ebediyete hediyedir. Temsil ettigi anilari ile beraber, bugun gibi...

Temmuz 01, 2009

Bir Yaz Aksami Sahil Manzaraları


Dun aksam, artik havalar isindigi icin aksam saatlerine ertelemek durumunda kaldigimiz, tempolu yuruyusumuzu yapabilmek icin yine sahildeydik. Yaz geldigi icin cok kalabalik olmaya basladi. Kalabalik, buyuk sehirlerde her yerde. Bu sebeple kanikasandi artik ama bazi seyler var ki, ben kaniksayamiyorum, kabullenemiyorum. Kalabalik sehirlerde yasamak demek, birbirimizin her turlu hakkini ozgurlugunu gasp etmek olmamali.

Havalarin duzelmesi ile beraber pek cok aile, evinin mutfagini, sahile tasidi. Artik beslenme aktivitesi sahilde gerceklesiyor. Sahil dumantalti, bilmeyen birisi cok rahat yangin var diye itfaiyeyi aramaya kalkabilir. Spor yapma amacli olarak orada bulunmama ragmen, eve dondugumda sacim basim mangal kokuyor. Her tarafta, pet siseler ve bilimum mutfaksal cer cop. Hafif bi esintide yayiliyor da yayiliyor, posetler siseler. Her yerde kocaman kocaman, piknik yapmak, mangal yapmak, tasmasiz kopek gezdirmek yasaktir yaziyor. Ama bunlarin üçü de yapiliyor.

Dun aksam, piknik yapmak, mangal yakmak, patates tava yapmak gibi klasik eylemlerin disinda bir eylem daha gordum. Guresmek! Evet, madem piknige geldik, o halde kultur fizik de yapalim derdinde, gures tutan 2 aile reisi de, esleri ve cocuklarinin tempolari ile beraber guresiyorlardi.

Bir diger olmazsa olmaz rituel de, cekirdek yemek ve kabuklarini mutlak suretle yere atmak. Su ana kadar daha 1 kisi bile gormedim ki cekirdegin kabugunu elinde tasidigi bir posete koysun. Yok boyle bir sey.

Banklarin etrafi cekirdek kabugu ile kaplanmis, orada oturanlarin ayak numarasi kadar bir alan bos sadece yerlerde. Anlayabilirsin yani, bu bankta 3 kisi oturmus, ortada oturan 43 numara ayakkabi giymis erkek gibi. Full cekirdek kabugu. Cok kotu ve felaket bir goruntu oluyor.

Yururken cekirdek yeme durumu daha da tehlikeli, agzindan kabugu attirabilen biri ile omuz omuza gelirsen vay haline...

Herkesin temiz hava alma hakki var, herkesin yuruyus yapma hakki var tabii. Ama bu kadar bencil olma hakki yok. Yurtdisinda, bizdeki parklardan kat kat buyuk yemyesil parklar gordum, ne bir mangal gordum cimlerde, ne de piknik yapip, cer copunu birakan gordum.

Piknik yeri konusunda bir sıkıntı varsa, yorum yapamam ama hepimizin kullanimina acik bu alanlari bu kadar kendine mal ederek yasamayi kabullenemiyor, sinirleniyorum.

Bir dolu cocuk var bu kulturle buyuyen ve yetiskin oldugunda bunu kendine hak gorecek olan.

Yesile olan hasretten de degil bu, hasret olsa yesile, kiyamaz coklamaya calisiriz, yok etmeye degil.

Anlam veremiyorum.

Uzuluyorum, sinirleniyorum.

Haziran 30, 2009

TARİFEN Mİ VAR DERDİN VAR (nokta)

GSM operatorlerinin hepsinin kendilerine gore iddialı tarifeleri var. Ben sahsim adina, numaram degismesin, operatorum degismesin derdinde degilim. Simdi bir de numara tasinirligi cikti ki, yuregim en ekonomik olanin pesinden gidebiliyor...
Kendi adima, tarife denilen konu, sadece su reklamdaki genc ve guzel bayanla ozdes bir konu degil benim icin. Hatta gayet de kocaman bir sorun...
Ama hepinizin tahmin edebilecegi gibi en ekonomik olani bulmak hic bir zaman kolay olmuyor. Cunku ay sonu faturalari hic bir zaman vaat edilen rakamda olmuyor.
Dakikasi dakikasini konusmalarini, adedi adedine mesajlarini takip eden birisi degilim. Ancak, 1 ayda takribi ne kadar konustugumu tahmin edebiliyorum. Ama nedense kendi tarife paketimin cok uzerinde bir para oduyorum. Acaba ben kac dakika konustum diye rahatsiz ediyorum musteri hizmetlerini, kusura bakmayin bu bilgiyi veremem bunu sizin tutmaniz gerekir. Ya da dokumlu fatura alin diyorlar. Benim cep telefonumda dakika tutma ozelligi yok! Gayet geliskin bir telefon olmasina karsin, bu sayaci koymaya kimse gerek gormemis. Demek ki, dakika problemi olan bir tek benim... Neyse, e o zaman ayrinti fatura aliyim diyorum, tamam bir sonraki faturaniza bu kadar yansitilacaktir deniyor. Neden diyorum, ekstraya giriyor deniliyor. Burada tuhaf bir durum var, hem tarfi geregi dakika uzerinden faturalandiriyorum hem de gecmis fatura doneminde kac dakika konustugumu ogrenmek icin, ayrintili fatura parasi odemek zorunda birakiliyorum. Her neyse, ben bi sey anlamiyorum bu tarife olayindan.

Boyle olunca, bari artik ugrasmiyim su dakikalarla, sinirsiz bir tarifeye geceyim. Faturamin ne kadar olacagini en azindan onceden kestireyim (%100 bileyim demiyorum bakin, diyemiyorum, yok oyle bir luks!) dedim. Ama bu kez de farkli bir sok yasadim. Efendim, bu sinirsiz tarifeye gecisi, telefonla musteri hizmetleri araciligi ile yapamiyorsunuz. Diger tum tarife degisikliklerini, annenizin kizlik soyadini vererek yapabilirken, bunu yapamiyorsunuz, bizzati, bir bayiye tesrifatiniz bekleniyor. Peki dedim olmek var donmek yok, giderim bir bayiye. Gittim dedim ki, biktim ben bu dakika sayma olayindan. Benim tarifeyi yapalim sinirsiz tarife. Hay hay dediler, ama ilk ay cift fatura odemeniz gerekli onu bir hatirlatalim dediler! O neden o dedim, hizmet bedeli gibi bir konu bu dediler. Ama daha sonra her ay sabit bir rakam odenecek dediler. Simdi ben bunu anlamiyorum. Gercekten. Billboardlarda, reklamlarda o iddialı sloganin hemen arkasinda, ama ilk ay cift fatura bilesiniz denmiyor. Belki, reklamin alt kosesinde isik hizi ile gecen karinca duasi buyuklugundeki yazilarda vardir ama ben onu goremiyorum!
Simdi iddiam en ekonomik olani secmek ya, bu da bana en azindan kisa vadede ekonomik gelmedi. Baktim, dusundum, bi dolandim geri dondum. Baska bir tarifeye karar verdim. Onu deneyecegiz simdi. Tabii ki bir sonraki fatura kesim tarihinden sonra.

Yani kisacasi, gercekten su GSM operatorleri ile basa cikmak zor. Benim icin onemli olan konusmak, mesajlajmak ve ben bunu yapmak icin, abartilmis fatura rakamlarini kovalamak istemiyorum. Basit olsun bu olaylar yahu, fatura didiklenmeden de anlasilabilsin su tarife detayi.
Ama yine de, tarifeyle erkek arkadasinin reklamina gulebiliyorum, o ayri ...
Herkese bol sohbetli gunler dileklerimle!

Haziran 26, 2009

KÜÇÜCÜK 1 ADAM

More Pics @ MySpaceAntics.comBu sabah itibari ile ogrendik ki,bizi bu kadar heyecanlandiran, simdiden hayatimiza odak olan minigimiz erkekmis...

Doktorumuzun dedigi gibi,
"Vatana, millete ve de insanliga faydali, hayirli bir evlat olsun!"

Saglikli bir hayati olsun en onemlisi bu... İyilikten, dogruluktan alsin nasibini. Caliskan olsun, ekmegini gerekirse tastan cikarsin. Cok sevsin, cok sevilsin, yuregi ona hep sevginin isaretlerini gostersin...

Ne olursa olsun, her kosulda ve her zaman, annesinin ve babasinin ve kocaman ailesinin tum fertlerinin, onu hep sevecegini, onu destekleyecegini bilsin.

Minicik bir adamdan, olgun erkek olmaya giden tum zamanlarinda, yaşı ne gerektiriyorsa, Allah ona guzel yazgilarla nasip etsin.

Oğlumuz hoş gelsin!

"Yalan bile söylerken
Prensibim doğruluk
İsterim ki ben
Sen de öyle ol çocuk"
Özdemir Asaf...

ŞABLON SEÇME SORUNSALI

Samimi İtiraf :
Daha blog aleminde yeni olmam sebebi ile, sayfaya gonlumce bir duzen kazandirmak adina surekli degisiklik yapiyorum...
Gunun degisik saatlerinde tiklayanlar degisik şablonlar gorup, arayisimi fark etmis olabilir.
Cok zor seymis insanin icine sinen şablonu bulmasi.
Son olusturdugum sablon simdilik icime sindi.
Begenilerinize sunulur efendim :)
Simdiden guzel bir haftasonu dilegiyle...

Kilo Odakli Yasam :)


Toplamda en cok 12 kilo, ilk 5 ayda 5 kilo :)
Bu dedigimi anlayaman herkes, benim su an hasretim olan (:p) asagidaki besinleri rahatca tuketebiliyordur...
Bense aylardir bir yudum, bir lokma almadim dersem yeridir. 1-2 kez pasta yedim, gittigim dugunlerde gelinle damadin serefine, yalan soylemiyim :)

Sade gobekten sisman hamile olmanin formulu, bunlardan uzak durmak, duzenli egzersiz yapmak.
Her aksam sahilde, kocis'le beraber kosturuyoruz, 3 km. olmadan durmuyoruz, bi de bakiyoruz, gide gide 150 kkcal gitmis.
Bakalim, bu cumartesi gorecegiz, normale gore ilerde miyiz, geride miyiz, yoksa tam olmamiz gereken yerde miyiz?
Heyecanlaniyorum, bi cumartesi olsa, saat de 10 olsa :)

"Bebecik, sen saglikli ol da ben omur boyu bunlari yemem, uzun uzun yururum gerekirse... Alinma sen bana, sikayet degil bu, paylastim sadece bizi sevenlerle :)..."

Haziran 25, 2009

Yesil Olsun, Cennet Gibi Olsun...



Her sene ayni flas haber basligi, televizyonlarda, gazetelerde... “yaniyoruz, cigerlerimiz yaniyor...”
Kuraklik ve cevre kirliligi nedeni ile dogal sulama kanallari tehlike altinda, potansiyelleri azaldi. Zaten bu surecin katkisi, flora degisiyor, yesil azaliyor. Yesil azaldikca, nefes almak zorlasacak, iklim daha da kuraklasacak.
Yaz geldi, daha kac gun oldu, onlarca hektar alani kaybettik. Faili genelde mechul olsa da bu yanginlarin, ruzgar yardimcisi oluyor, kontrol altina almak kolay olmuyor. Yesil gidiyor, o yesili yuva yapan canlilar gidiyor, denge bozuluyor...

Ates insanoglunun en buyuk icadi. Medeniyete katkisi olan hatiri sayilir bir gelisme. Ates, Insan akli ve zekasina ihtiyac duyan bir guc...Yoksa deli dumrul, insafi yok.
Piknik yapma kulturu, nedense bizde cok yaygin. Parkta, ormanda spor yapma, dolasma, oksijenlenme gibi ihtiyaclarimizi karsilamak yaninda, mutlaka, karnimizi da doyurma ihtiyacindayiz. Bu ihtiyaci beslemek icin de, pratik bir seyleri evde hazirlayip, orada tuketmek yetmez, mangal yakmali, kilolarca et kizartmaliyiz. Izıin verilen piknik alaninda olmasak dahi, yanimizda atesi kontrol etmek icin gerekli techizat bulunmasa dahi, bulduk mu 2 agac, mangali yakmaliyiz. Donuste, kabi kacagi toplamali, poset, kagit, cam ne varsa dogaya teslim etmeliyiz. Olur da doga, ofkelenirse bize, olur da ters bir ruzgar eser, mangaldan bir kivilcim 2 kuru ot bir kozalak tutusturursa... Olur da o siseler mercek gorevi gorurse, 2 kuru ot bir kozalak tutusturursa...

Dikkatli olmak, bencil olmamak lazim. Hayat boyu 1 tane agac dikmemek ve var olani da yok etmek, 1 saatlik zevk-i sefaya deger mi? Torunlarimizin, bu neslin hakki degil mi ormanlar? Yesillenmeye calismali herkes, coraklasmaya degil!

Boyle bir dongunun icinde, herkesi duyarli, bilincli olmaya davet eden, gonullulerin imkanlari ile desteklenen bir kurum var TEMA... Hem sosyal sorumluluk projelerinde ses veriyor, hem de destek veriyor yesillenmeye...
Calistigim isyerinin, TEMAya destek katilimlari oluyor. Bu sene de “Tekirdag Hatira” Ormanina katkida bulunduk. Bu sene 3 fidanim oldu kendi adima (biri bana, biri canim’a, biri de bebise) Gecen yillarda da katilmistim, manevi bir haz bu...
Elimdeki tesekkur belgesinin en altinda kontakt numaralari var:
TEMA Tel: 0212 283 7816 Bagis : İs Bankasi Levent Sb : 804352
Benim 1 fidanimla olur mu diye dusunmeyin, olur, emek verirsek, tahrip etmezsek, olur... Yemyesil olur, Cennet gibi olur...
En iyi yesil dileklerimle...!
 

Best Wishes... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates