Aralık 06, 2009

Bir muddet yokum...!

Asagidaki kronmetre son surat geri sayim yapiyor.
3 saat sonra sifirlanacak.
Yani artik her an, belki yarin belki yarindan da yakin ama en gec yarin :)
Dualarinizi eksik etmeyin.

Ilk bulusmamiz bir daha ne zaman olur bilmiyorum ama guzel haberlerle donerim insallah.

En buyuk sevgilerimle,

Best Wishes :)

Aralık 02, 2009

Domuz Gribinden Korkuyorum :(

Domuz giribinden acayip korkuyorum. Amerikan filmlerindeki salgin senaryolari geliyor aklima urkuyorum.
Az sonra annemle gidip eczaneden maske alacagiz. Sanki bi yerlerde bu maskelerin de cok etkisi olmadigini okumustum ama yine de alalim dedik...
Hatta hastane odasina da koyacagiz. Bebisimizi ziyarete gelenlerden de rica edecegiz, maske kullanmalarini. Darilmaca gucenmece yok!
Asi olmadim. Doktorum olunmasi gerektigi yonunde gorus veriyor. Bilmiyorum aklim karisiyor.
Bir eczaci arkadasi, akrabasi olan var mi? Birisi cikip, bu asinin diger asi iceriklerinden ne gibi farki oldugunu net bir sekilde aciklasa super olur valla.
Ilkokuldan beri asiyi dost bilerek buyuduk, simdi bu asinin ocu olmasina da inanasim gelmiyor!
Off ya!

Aralık 01, 2009

Haftalık Dizi Programım

Malum dogum izni sebebi ile evdeyim, blogla ilgilenelim, annemle market alisverisi gibi ufak tefek alisverisler yapalim, yuruyus yapalim derken, yanisira dizileri izleyelim gibi rituellerimiz olustu... gercekten vakit nasil akitilir, iste bole diyebilecegim bir yogunluk :)Her aksam bir dizi olacak sekilde ayarliyoruz programimizi, benim daha onceden izlemedigim hayli yol almis diziler var ama annem anlatiyor bana sagolsun onceki bolumleri. Zaten konular anlasilamicak cinsten de olmadigindan, sippadanak devam edebiliyorum ben de diziye...

Pazartesi Ezel izleniyor efendim, hafif mafyavari bir havasi olmasi sebebi ile kocis de sesini cikarmiyor, hafiften bir takibe basladi o da :) Ama super bi yorumu var, ben 90 dakika harcama taraftari degilim, basta verilen 20 dk. ozetle gotururm bu isi diyor :P Super degil mi saygi duyuyorummm...




Sali aksami "Canim Ailem" arasi "Papatyam" reklamlarda da bos kalmamak icin super formul! Reklamlar 10 dk surdugu icin gayet de takip edilebilir oluyor. Bu sekilde capraz dizileri de tavsiye ederim efenim :P canim ailemde, seven ama kavusamayan kiz kardesler var, ozellikle o Adana sivesine dikkat! Haaaliiim, Saaaaamiiiim derken cok guluyorum... Bu aksam samanyolu baslayacakmis, Ozcan'im Deniz'im... Asmali konaktaki efsanevi karakteri bekliyorum kendisinden. Ama 3 diziyi ayni anda nasil takip ederim cidden dusunuyorum...








Carsamba aksami, en heyecanli aksam. Yine capraz dizi mantigi ile Yaprak dokumu ve Unutulmaz izliyoruz. Bu 2 diziyi de annem anlatti bana onceden neler oldugunu, simdi kacirmadan takipteyim :P Unutulmaz da Eda'nin gozyaslari, Ankara'nin dolmaz barajlarini dolduracak duzeyde, en parlagindan bir yesilcam klasigi gibi. Kocis, diziyi izlemeye dayanamasa da beni kizdirmak icin Haruuunnn, Harruuunnn diyip duruyor :)







Persembe Aksami,tek geciyoruz ve sadece Ask-i memnu izliyoruz. her ne kadar, yuh bu kadar da olmaz dense de, son model arabalar ve modanin takibi acisindan son derece faydali bir dizi :P Para var huzur yok cikarimi ile eldekilere sukrettiren dizi!
Cuma aksami, valla yok izledigimiz bir dizi! Dusundum de gercekten yok. Tatil gunu ilan edilmis belli ki...

Iste bole, ulkenin acikli gundeminden halki uzaklastirmak icin caba harcayan, degisik gundemlere kitlenerek, agzimizi acmayalim, dusunmeyelim, uzulmeyelim diye bize sonsuz destek olan yerli TV kanallarinave dizi yapimcilarina tesekkurler...

Duyuyorum etrafta, ay ben asla izlemem o dizileri diyenleri... Ama gercekten dislamaliyiz o kisileri, bu kadar cok dizi varken en azindan birini takip etmeli insan degil mi?
Bir ara da gunduz yayinlanan izdivac programlarindan bahsedecegim bu gidisle, bebek daha gelmezse...

5-4-3-2-1 It is a final count down!




Flash Countdown

Kasım 29, 2009

Nilufer Turizm Kartal Terminal Kapanmis :(

Anadolu Yakasinda Kartal'da terminali olan ve Tuzla'da yazıhanesi olan, benim icin en favori tasima sirketi olan Nilufer Turizm, terminalini Dudullu'ya tasimis ve Tuzla yazihanesi de kapanacakmis. Yani hem Dudullu'ya gidiyorlar hem Tuzla'ya gelmiyorlar. Yani Maltepe-Kartal-Pendik ve Tuzla yolculari Dudullu'ya kadar gidip yolculuk edecekler... Evlerine ulasim saglamak isteyen Tuzlaliklar da Pendik'ten baslarinin caresine bakacaklar...
Bir konfor elimizden alindi maalesef. Cidden uzuldum.
Dudullu, ya da Atasehir aslinda, otobus firmalarinin terminalleri vesilesi ile karmakarisik bir yer oldu zaten. Kim kime dum duma, Esenler modeli bir yer haline geldi. Ve bu konuda tek alternatifi sunan Nilufer Turizm de bu duruma yenik dustu.

Kasım 25, 2009

Bizden izler...



Anisi biz olalim bu sokaklarin
ve hic durmadan yagmur yagsin
Biz gurultusuz sozcukler bulalim
Sarmasiklar fisildassin diye
Gidersek de birlikte gideriz
Yeni sevincler buluruz huzne benzeyen...

Dönmek Zararlar(ın)dan...


"Bir insan, gucunun son damlasina kadar harcayarak, binlerce basamak tirmanmissa ve o uzun merdivenin sonundaki kapinin sadece ve sadece bosluga acildigini gormusse, bir omru o kapi esiginde oturarak gecirebilir mi?.."


Birine adiyorum yukaridaki cumlemi. Cok sevdigim birine, deger verdigim birine. Emegine, kararlarina ve durusuna saygi duydugum, yuregini sevgisi icin ortaya koyabilen, risk alabilen ama bunu karsisindakini yormadan yapabilen birine... Onun degerini anlamakta zorlanana bile asaletle cevap verebilen birine adiyorum... O kapi esiginde durmaktansa, o basamaklardan inmeyi tercih eden, cok guclu birine... Bugun var, yarin var, dunu susmak lazim.
"Gidiyorum diyenler,
Hep geri donduler,
Beklemeyi birakmistim oysa
Saskina donduler"

Kasım 20, 2009

Mavis Oda...


Varsa yoksa bebek, bekliyoruz heyecanla! 16 gun kaldi, dusundukce inanamiyorum, ama belki yarin belki yarindan da yakin...

Ev elden gecti, sanki tasinmisiz da yeniden yerlesmisiz gibi oldu. Annecim sagolsun cok yoruldu cook!
Mavis yaptik odamizi, bekliyoruz Bora'mizi ...

Kasım 10, 2009

1 Aydan Az ... :)



Blogun sag ust kosesindeki sayaca baktikca, cok heyecanlaniyorum ya-fu!

Caktirmiyorum pek etrafimdakilere ama cok heyecanliyim. Bazen sanki bana bir sey olmayacak, dogum haberimi baska birilerinden alacagim kadar rahatim :) Bazen de cok saskin ve korkagim. Ortasi yok yani.
Simdiye kadar, 20 yas disimi cektirirken aldigim lokal anesteziden baska anestezi deneyimim,Esim bobrek tasi dusururken hastanede refakatci olarak 1 gece konaklamak disinda, hastane yatis deneyimim,Kan aldirma disinda, elimden damar yolu acilmasi deneyimim,Hic olmadi.

Hepsi ve daha bir cogu birarada bu vesileyle gelecek basimiza... Saglikli olsun da bebisimiz, gerisine katlanacagiz artik, herkes gibi :P
Her sabah yatagimdan kalkarken, bu aksam da bu gobekle yatarim insallah, daha vakit var diye dusunuyorum. Bebisimiz insallah, vaktiyle gelsin...
Daha odasi bile yerlesmedi boya kokusu cikmadigindan, avizesini taktirmadik henuz tembel oldugumuzdan, besigi de gelmedi alsak mi almasak mi, odunc mu alsak son ana kadar karar veremedigimizden. Hem hamilelik iznine bilem cikmadik henuz, sole bi evde istirahat edip dinlenmedik! E bunlardan guzel bahane mi olur, erken gelmemesi icin :)

Fiziksel olarak hayatimin en agir gunlerini yasadigim su gunlerde,

bana her anlamda destek olan Canlarim; esime, anneme (naniye)-babama-kardese (teyzosa :P), cekirdek ailemizin diger tum bireylerine, beni hep arayan soran ve hic unutmayan, Ankara'li dostlarima buradan tesekkur ediyorum/ediyoruz simdiden...

1 aydan az kalmistir, blogun sag ust kosesindeki sayaci kaldirmaya ve bebisimin bir minik resmini koymaya... Hayirlisiyla, insallah :)

Iyi dileklerim sizlere, iyi dilekleriniz bizlere olsun :)

Kasım 05, 2009

ORGAN BAĞIŞI


Kuran-ı Kerim MAİDE Suresi 32. Ayet'den alinti:

"Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. "

Sevgili Sihirli Eller, blogunda demisti ki:
http://sihirliellerankara.blogspot.com/

"Sizlerden özel bir isteğim var.Bunu bir mim gibi düşünün.Ne kadar çok blogda yayınlanırsa birilerine mutluluk,bazılarına heyecan,kimilerine umut olarak geri döneceğinizi unutmayarak,Yukarıdaki resmi yayınlayalım"

Ufacik da olsa katkimiz olsa ne mutlu bize... Allah'tan sifalar diliyorum ve tez zamanda beklenen guzel haberin gelmesini diliyorum. Ihtiyaci olan herkes icin...

Ekim 30, 2009

Tum Cocuklar Biliyor Mu Acaba Ulkemde, Dun Neyi Kutladik Biz?


Egitim hayatimi Ankara'da tamamladim ben.

Ve her 23 Nisan'ı, her Cumhuriyet bayramini, her 30 Agustos'u gercekten yuregimde hissettirecek kutlamalar olurdu okudugum okullarda. 10 Kasim'larda gozlerimiz dolu dolu, nefesimizden cikan dumanla ve de dimdik katilirdik anma torenlerine. Yilda en az 1-2 kere bu gunlerden herhangi birinde, Anitkabir'e giderdik okulca, aslanli yoldan yururduk. Mozalenin onunde saygiyla selam verirdik. Ben eminim, benimle ayni siralarda okuyan tum arkadaslarim, derinden hissederdi ne demek oldugunu o gunun. Ilk acilan meclisi ziyarete giderdik, 23 Nisan'larda, sinifca. Ataturk'un kendi sesinden acilis konusmasini dinlerdik. Okudugumuz kitaplardaki resimler canlanirdi gozumuzde. Anardik ve anlardik, Ataturk'u ve kurmaylarini.

Anlardik, bu ulkenin bagimsizligi adina dokulen kanlarin degerini... Bilirdik, kurtulus savasinin destansi ama gercekligini, bilirdik ne demek cumhuriyet, ne zaman acildi meclis... Yuregimiz yanarak anardik, 10 Kasim'larda Mustafa Kemal'i...

Mustafa Kemal'i anlamak siirini okurdu lisede Bilge Ogretmen her 10 Kasim'da. Cok duygulu, yurekten, dolarak gozleri... Hala kulaklarimdadir o sesi... Mustafa Kemal ulkusu yalnizca soz degil derdi o siirde...

Dunku kutlamalarda dusundum de... Simdi de cocuklar, cok degil, bundan 23 sene once benim hissedebildiklerimi hissediyorlar mi bu torenlerde... Biliyorlar mi, ne icin akitildi kanlar kurtulus savasinda, cumhuriyet nasil ilan edildi? Biliyorlar mi acaba, Mustafa Kemal'i anlamanin sadece soz olmadigini, o siirdeki gibi...

Ankara'da, Istanbul'da, Izmir'de, Adana'da, Trabzon'da, Erzurum'da, Mardin'de, Diyarbakır'da?Hissedebiliyor mu herkes, tek yurek olup sevinebilmeyi, uzulebilmeyi?
Iste bana hep, Anitkabir ziyareti ile sonlanan torenlerimizi animsatan o siir.
Anlasilmasi ve unutulmamasi temennilerimle..


ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

Siz beni hala anlayamadiniz
Ve anlamayacaksiniz caglarca da...
Hep tutturmus "yil 1919" Mayis'in 19'u diyorsunuz
Ve eskimis sozlerle beni ovuyor, ovuyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Birakin o altin yapragi artik,
Birakin rahat etsin anilarda sehitler,
Siz bana, neler yaptiniz ondan haber verin;
Hakkindan gelebildiniz mi, yoklugun, sefaletin?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak degil.
Mustafa Kemal'in ulkusu sadece soz degil.

Bana mustular getirin bir daha
Uygar uluslara esit yeni buluslardan,
Kuru soz degil, is istiyorum sizden anladinizmi?
Uzaya Turk adini Ataturk kapsuluyle yazdinizmi?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Hala o acikli agitlar dudaklarinizda,
Hala oturmus on kasimlarda bana agliyorsunuz.
Uyanin artik diyorum, uyanin, uyanin!
Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin,
Mustafa Kemal'i anlamak goz boyamak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz;
Laboratuvarlarda sabahlayin, kahvelerde degil,
Bilim agartsin saclarinizi, kitaplar
Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar.
Mustafa Kemal'i anlamak aglamak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Demokrasiyi getirmistim size, ozgurlugu,
Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz, hic ilerlememis,
Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken,
Hani koylerde isik, hani bolluk, hani kaygisiz gulen.
Mustafa Kemal'i anlamak itismek degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslara;
Bilime, sanata varilmaz rezil dalkavuklara,
Bu vatan, bu canim vatan sizden calismak ister,
Paydos ovunmeye, paydos avunmaya, yeter yeter!
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Halim Yağcıoğlu

Ekim 26, 2009

ALBUM YAPMAK ICIN ZAMAN YARATMAK LAZIM


Album yapmaktan kastim, en klasik anlamda fotograf albumu yapmak.
Sayfalari cevirdikce, fotograflara gulumseyebilecegimiz, zamanla rengi sararan, fotograflarin altina belki tarih, belki o ani simgeleyen bir kelime cumle yazacagimiz, dokunarak hissedebilecegimiz bir album yapmak.
Sahsim adina bu konuda hic iyi degilim. Sebebini her ne kadar dijital fotograf makinalari, yedek bellekler ve cd romlara yuklemey calissam da, vicdanim da bana tembelsin bu konuda tembel diyor... Gercekten en son ne zaman bir fotografcida, fotograf tab ettirdim vesikalik disinda animsamiyorum ama cok zaman oldu sanirim. Maillerle gelen fotograflari ya da, makinadan attigim fotograflari, bilgisayarimda ve yedek harddiskte yedekliyorum ama, elle tutulan bir nesneye cevirmiyorum...
Oysa ki, kronolojik sirasi var benim cocukluk fotograflarimin. Annemin, babamin fotograflarinin. Her yil, bakislar, gulusler, tarzlar degismis, yillar olgunlastirmis hepimizi cogu zaman. Ispati var o albumlerde, 80 lerin modasinin, sert gecen kislarin, yaz tatillerinin, en mutlu anlarin.
Son zamanlarda fark ediyorum ki, kameradan bilgisayara aktarmaya da useniyorum fotograflari.
Bundan bir kac ay once, Ankara'dan bir arkadasim beni ziyarete geldi Istanbul'a... Guzelce fotograflar cektik. Sonra bir ara telefonda konusurken, ben daha gonderemedim sana o fotolari dig mi, aktarmadim ki daha bilgisayara dedim... Biliyordum zaten aktarmayacagini ve gondermeyecegini dedi!!! Tescillendi bu konuda tembelligim...
Bellek yeterli oldugu muddetce aktarmiyorum. Degil mi ki aslinda anilara cok onem veriyorum, o halde bu tezati neden duzeltemiyorum?
Babaannemle telefonda konusuyoruz gecen gun. Bana dedi ki, ben bebegin fotograflarini nasil gorecegim, bende sizin gibi bilgisayar yok ki! Canim benim dedim, uzulme sen, hala bir sansimiz var, fotograflari bastirmak icin, albumler hazirlamak icin. Ben bebegin fotograflarini ceker, bebek kokulu fotograflar postalarim sana dedim... Pek bir sevindi.
Her zaman ayak uydurmak olmaz zamana, bazen gereklidir bir adim geride kalmak, geleneklere sahip cikmak. Mesela bir dugun, nisan, dogum, dogum gunu, yeni yil albumu yapmak, sayfalarinin tozlanmasina, resimlerin sararmasina izin vermek gereklidir...

KOKULAR ve BIZE HATIRLATTIKLARI (MİM)

Himmm...


Bu mimleme konusuna ilk kez adim atmis bulunuyorum :)


Sevgili Stuven (http://stuven.blogspot.com/) , mimlemis beni...

Konumuz kokular... Ilk once belirtmek isterim ki kokular cok belirleyicidir benim yasamimda. Bir koku, zaman icinde yolculuga cikartabilir, kalbimi hizli attirabilir, beni mutlu edebilir... bu pek cok kiside boyledir sanirim.



Bu sebeple firsattan istifade olarak da Patrick Suskind'in romani "KOKU"yu buradan analim ve tavsiye edelim :





Olay, 18. yüzyılda Fransa'da geçer. Kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille, tüm insancıl duyumlardan ve duygulardan yoksun, yalnızca kokulara karşı görülmedik derecede duyarlı, istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten çekinmeyen bir katildir.Paris'te pis bir ortamda doğan adam ordaki kokuyla bir yetenek kazanır ve bunun onun için verilmiş bir yetenek olduğunu anlar. Herkesin, her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan bu genç adam, kendi kokusunun olmadığını, bulunduğu yerlerde insanların kendisinden çıkan kokuyu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına sanki insanmış izlenimi verecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş, ama kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş bir dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde Kafka'da görülebilecek bir insanlık tragedyasının simgesidir.
Jean-Baptiste Grenouille, romanın muhteşem koku yeteneği olduğu halde kendi kokusu olmayan, bu uğurda da insan öldürmekten çekinmeyen kahramanıdır.



Veee Mim'e gelelim:

Lavanta kokusu : Annemi animsatir.
Kalemtrasla yeni acilmis kursun kalem kokusu : Ilkokulda, cop sepeti basinda kalem acma sirasina girdigimiz gunleri animsatir
Yagmur Kokusu : Cam kenarinda oturarak, poaca ve cay esliginde 5 cayini animsatir.
Zeytin Kokusu : Erdek'te gecirdigim, cocukluk yazlarimi animsatir
Kitap kokusu : Cozulecek binlerce soru barindiran test kitaplarini ve/veya Ankara DOST Kitabevi'ni animsatir...
Bebek Kokusu : Kardesimi animsatir.

Ben Kimleri mimlesem?
Buyursunlar efendim :)

Goddess Artemis
KYBELE F
Khaos
Kupa Kızı (ceren)
e.t.
Toslumbaga
Absalom

Ekim 12, 2009

UZLAS-MA


Bugun bir konu icin, uzun ugraslar vererek en sonunda anlasma sagladigimizi sanma safligini bir kez daha gosterdigim,
Yarin sanki bugunu hic yasamamisiz gibi, kaldigi yerden devam edeceginden emin olduklarima;


"...Hayatimdan bu kadar cok zaman caldiginiz icin sizi hic sevmiyorum... Hic etik degilsiniz!"


Aramızda Kal(ma)sın :)

Ben bu pazar gunu home-office calismak zorunda oldugumdan, pazar gununu lap-top- mailler ve uzaktan kumanda cihazi uclemesi ile gecirdim. TV8'de "aramizda kalsin" diye bir program var(mis), Pazar gunleri. Seda Akgul diye bir bayan sunuyor, gorunce tanirsiniz, daha once de haber spikeri idi sanirim. Her program dunku kadar keyifli midir bilmem ama ben dun cok severek izledim.

Yeni kitabi cikmis 3 kisiyi davet etmisti konuk olarak. Hem bu kitaplarin tanitimini yaptilar, hem yazarlari tanitmis oldular hem de halk roportajlari ile kitapta verilmek istenen mesajlarin, halk arasinda nasil kabul gordugunu anlamaya calistilar. Her hafta bu kivamda mi bilmem ama keyifli bir programdi dunku, ileride de denenebilir bence tavsiye ederim.
Bunun yanisira, programda tanitilan 3 kitaptan da bahsetmek istiyorum. 1 tanesi ozellikle oldukca orjinal ve sahsina munhasir bir arastirma olmus gercekten.

1) Sinem Ersever : "Bir Arızanın Anatomisi" : Oyle boyle degil, arizanin her cesidini arastirmis ve yazmis yazar. Baslangic noktasi da su olmus, etrafindaki herkes ona, ya sen arizasin valla demeye baslamis. O da nedir ki bu ariza olma hali, neden yani falan diye dusunmekten hareketle, tonla arastirma yapmis ve kitabi yazmis :) Cok merak ettim okuyacagim ben, icinde de bir test varmis, ariza skalanizi olcuyormus. (Erdil Yasaroglu, -diger konuktu kendisi- cozmus, 37 cikmis!, arasira ariza yani :P)








2) Erdil Yaşaroğlu : "Komikaze 13- Serseriler" : Bilenler bilir, cok soylemeye gerek var mi? Erdil Yasaroglu, bilgisayar ortaminda nasil cizim yaptigini da gosterdi programda.


3) Omer Ozguner : "Baskasini seviyorum" : Bu bir ilk romanmis. Oyle kolay kolay soylemeye cesaret edilemeyen bir cumle ile baslayan ve aldatmanin ve aldatilmanin farkli boyutlarda ama tum insani evrelerini anlatan bir kitapmis. Okumamistim ben de. Ancak programda o kadar ovdu ki Seda Akgul kitabi, heyecandan son sayfasina cay doktum falan dedi! Sanirim aliciim ve okuyiciim...



Ilginizi ceker belki, kitaplar ya da bu program... Paylasmak istedim :)
Sevgiler...

Ekim 11, 2009

Dusunursem Gozyaslarim Beni Bogacak...



Ben artik,


Haber izleyemiyorum. Gazete okuyamiyorum. Dunyaya gozlerimi sıkı sıkı kapatıp, aptal diziler izlemek, ve muzik dinlemek ve sinemaya gitmek falan seklinde haberlesmek istiyorum bu dunya ile.
En azindan, gecici bir muddet boyle olsun. Beynim uyussun, dusunemeyeyim istiyorum. Dusunursem, alip basimi gitmekten korkuyorum. Dusunursem, yarindan korkmaktan, kendi yarinim garanti olmadigi halde bir de bu yarina yeni bir can ortak ediyor olmanin vebali ile hesaplasmaktan korkuyorum. Dusunursem, hic susmamacasina katila katila aglamaktan korkuyorum.
Benim adima verilen kararlarda, en ufak bir gorus birligim olmadigi halde, ayni gemide zorunlu istikamete mecbur yolcuyum. Deniz tutuyor beni, midem bulaniyor, inmek istiyorum bu gemiden. Yuregi akca pakca, adaletli ve insaniyetli, merhametli kisilerin cokca oldugu bir limanda.
Kemikleri sizlamasin yuzbinlerce sehidin, tek bir butun, millet olmanin kiymetini bilelim, yarin bugunu ozlemeyelim... Umarim...

Ekim 09, 2009

Seni Saklayacağım



"Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın,
Benzemiyor gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak

Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Gözlerimde saklayacağım.
Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın. "

Özdemir Asaf

BEBESHOP.com


Bu aralar, fiziksel olarak hayatimdaki en buyuk seklime ulastigim icin, degil yurumek, oturmakta zorlandigimdan :), cok sevdigim alisveris konusu bile bana pek zevk vermemeye basladi. Nereye gitsek, gozum bi soluklanacagim, bir sandalye koltuk bakar durumda.

Bu sebepledir ki, bebisin ufak tefek ihtiyaclarini almak icin internet alisverisi yapmam cok mantikli gozuktu gozume. Zaten markalar belli, urunler belli, e hadi o zaman dedim kendi kendime.

Belki hamis arkadaslar varsa, esinin dostunun bebegine hediye almak isteyen varsa ilgilenirler:Benim fark ettigim 3 tane buyuk online bebek ihtiyaclari sitesi var.
1 tanesi super hizli ve fiyatlari da uygun o yuzdeeeeen,

The Oscar goes to ;)

1) http://www.bebeshop.com/! urun cesitliligi super, fiyatlar piyasa fiyatlari, indirimde olanlar uygun, ve hizmet super. Pazar aksami siparis ver, pazartesi gunu kapinda olsun! (yani benimki oyle oldu en azindan) Ayrica yeni uyelere, sembolik bir indirim de yapiyorlar.
Ikinci sirada http://www.bebefix.com/ var... Oldukca bol secenek var bu sitede de. Firmanin Sivas'ta olmasi dolayisi ile bazi urunlerin tedariginde gecikebiliyorlar. Yani hizmet cok hizli degil. Ama aceleniz yoksa degerlendirilebilir.
Son olarak, http://www.e-bebek.com/ magazasi var. Bildigimiz, e- bebek magazalarinin online sitesi. E-bebek magazasini genel olarak piyasaya gore pahali buldugumdan cok tavsiye etmem. Ancak en populer urunler, yeni ne var falan diye bakmak icin uygundur...

Ekim 06, 2009

PTT Kargo -Komik


PTT Kargo hizmeti vermeye baslamis. Yillarin deneyimi falan der guvenirsiniz diye, kisa bir deneyim paylasimi icine gireyim dedim...

Ayin 28inde kargoya verilip, 29 unda Turkiye'ye ulasmis bir kargomun, PTT kargo araciligi ile bana ulasmasini bekliyorum Bugun 6 Ekim! Amerika'dan buraya 1 gunde gelen kargo, 7 gundur bana gelmiyor...

Cagimizi yakalamak adina, bir internet hizmeti veriyorlar, gonderi takip no su giriyorsunuz, kargonun durumunu gosteriyor. Buraya kadar gayet musteri odakliyiz di mi?

Internete gore, benim kargom 1 Ekim'de dagiticiya (sube oluyor herhalde dagitici kisisi) ulasmis ama halen bana ulasmadi! 1 Ekim sonrasi icin de bir kayit yok.

Aradim musteri hizmetlerini anlattim derdimi, cici bir kizimiz, dagiticiyi aradiniz mi dedi...Dagitici kimdir, telefonu nedir aramadim tabii dedim. Kaydedin o halde numarayi dedi. Numarayi aradim, beni baska bir numarayasevk etti. Bu numarayi da aradim, tam 3 kisiye ayri ayri derdimi anlattim (ki bu kisiler, hitap olarak pek cici davranmadilar bana). Neyse bagris cagris, birisi cagirildi telefona... Bak, telefon geldi, suraya teslimati ne zaman yapacaksin dendi kendisine. O da aldi telefonu, kargonuz burda su an dedi. Peki ne zaman gelecek dedim?
Ne zamana istiyorsunuz dedi!!!!!
Dumur oldum, cevap veremedim bi muddet! Tabii ki en kisa zamanda, 5 gundur neden gonderilmiyor dedim. Gelir bu hafta icinde dedi telefondaki ses...
Yani demem odur ki, ozel kargo sirketleri varken, onlarla kiyaslanabilecek bir hizmet vermiyor bu yeni yapilanma... Kurtulamiyoruz rahatliktan, bu zihniyetten.
Bilgimiz olsun :)

Sevimsiz Giysi - Hamile Pantalonu


Gunduz ve gece arasindaki sicaklik farki iyice belli olmaya basladi. Zaten hamilelik surecinde insan ne giyse olmamis gibi geliyor, bir de bu sicaklik farklari sebebi ile bu konu iyice bir problem halini aliyor.

Yaz basinda, ilk hamile hevesi ile aldigim guzel elbiselerim vardi, tum yaz giydim onlari... Hell Klar, Ebru Maternity ve Secen hamile ve de semt pazarlarindan :) Bu elbiseler simdi ince gelmeye basladi.

Hamile pantalonu giymeyi de ben sevemedim bir turlu. Bildigimiz pantalon duzeneginin bel kismina eklenmis 1 karis penye eklerle yukseltilmis bir bele sahip bu acayip kilikla rahat edebilen varsa tebrik edecegim. Hayir ben rahat etsem, fiziksel olarak bebisin rahat etmesi imkansiz gibi geliyor! Beline ribana denen, 1 parmak kalinliginda delikli lastik gecirmisler, siksan rahatsiz oluyorsun tam gobeginde lastik, sıkmasan dusuyor pantalon! Velhasil kelam kis hamilesi olmadigima sukrediyorum bu pantalonlar sebebiyle.

Ancak, aksamlari havalar o kadar sogumaya basladi ki, meshur sahil gezilerimizi yaparken, kalin giyinmek gerekiyor. Iste sorunsal basliyor o noktada. Penye elbiselerimiz olmaz, hamile pantalon ve esofmanlari ile de rahat edemiyoruz! Mecburen, eskiden giydigim esofmanlari giyiyorum gobek alti, ustune de kocisin montlari, pek bi komik oluyorum.

Dun aksam, o kadar esiyordu ki hava kulaklarim dondu. Bugunku yuruyuste kulakliklarimi da takacagim. Sahken sahbaz olurum en fazla di mi?

Eylül 28, 2009

1-2-3 Yetmez, 4-5-6 Olsun...!

Guler Sabanci, Dunya'da zirvedeki 50 is kadini arasina 5. siradan girmis, haftasonu Hurriyet gazetesinde okudugum bir habere gore.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12561143.asp?gid=254

Cani gonulden tebrik ediyorum kendisini oncelikle tabii ki. Emekleri de basarilari da daim olsun. Alkislar olsun kendisine yurekten!

Habere gore, Financial Times; bankacılıktan gıdaya, perakendeden lastik üretimine kadar birçok alanda faaliyet gösteren Sabancı Grubu’nun başındaki Güler Sabancı’yı ‘finans kraliçesi’ diye tanımlanmis.

Simdi, benim aklima takilan bir nokta sudur, ilk 4 te yer alan CEO lara baktigimizda, bu firmalar, tek bir sektorde hizmet veren ancak bir cok ulkede hizmet veren yani "global" markalarin Ceolari. Guler Sabanci, onlarca firmayi tek semsiyede tutan birisi olarak nasil 5. sirada olur diye dusundum. Sahip oldugu firmalar araciligi ile, Turkiye ekonomisinin buyuk bir kismini yoneten bir bayan.Bu durum neyi gostermektedir simdi, Turkiye'nin ekonomisinin ne alemde oldugunu mu? Yoksa bizde dunya devi olabilecek tek bir marka yaratabilmek ve yonetebilmek surecinin zayif oldugunu mu?Ya da benim armutlarla elmalari karistirdigimi mi gosterir bu durum? :)

Guler Sabanci'nin en guclu ilk 5 te yer almasi gurur vericidir tabii ki. Ama ayni ulke catisi altinda, okuma yazma bilmeyen kac kadin vardir? Kac kadin, bilimden, sanattan, teknolojiden, gunumuzden uzakta, yillarca oncenin kosullarinda yasamaktadir?Ve neden dengeli bir yasam surmek cok zordur ulkemizde, ya cok zengin ya cok fakir olmak populerdir?

Gelin destek verelim. Kizlarimizin okumasini destekleyen kampanyalara el verelim. Yarinimiza destek verelim.Bir hayati degistirmek icin yapabilecegimiz en ufak sey neyse ordan baslayalim. Cuzi de olsa, yardim edelim okumasina, imkani olmayan ama umudu, hirsi, yarini olan kucuk bir kiza.

http://www.bbog.org/indexMain.html

ve digerleri tabii ki. Belki ayni mahallede bir komsu kizi, belki tanidik birilerinin uzaktan akrabasi.

Okumakla silinecek inaniyorum ben tum cehalatler, egitimle asilacak darbogazlar.

Gelismek icin gelistirmek gerekir.

Bilgi ve gorgusunden guc alan, Ataturk ilkelerine bagli, cagdas Turk kadinlari, Ilk 50 de, Ilk 5 te, hatta ilk sirada, olsun! Neden olmasin?

Eylül 24, 2009

Sonbahar Hüzündür


Sonbahar, her zaman huzunludur. Icin cossa da huzundur. Doga yesilini kaybeder, hava sicagini kaybeder, gunler gunesini kaybeder yani, bitki cicegini kaybeder. Az sey mi? Huzunlenmemek elde mi?
Sonbahar, ozlemi deprestirir. Yureginin en derininde, yillardir gormedigin bir yuz icin, yillardir gitmedigin bir yer icin, yillardir dinlemedigin bir sarki icin, ve buna benzer anlam veremeyecegin "ansiz" bir cok sey icin ozlem deprestirir.
Kalin giysilerini cikarirken dolaptan, yuregini sicak tutmanin yollarini ararsin her zamankinden cok. Hem seversin sonbaharin tum kahvelerini, hem melankolik bakislar yerlesir gozlerine.
Birdenbire issizlasir hava kararinca yollar. Sert bir ruzgarla carpan kapilar, ansizin siyirir seni derin dusuncelerinden. Sahip oldugun dort duvara ve sicak yataga en cok sukretmeye basladigin zamandir simdi. Geceler daha uzun, icsesler daha acimasizdir belki.
Yine de renklerini yasamak lazim sonbaharin. Agirbasli tum kahverengileri ile gozleri doyurmak lazim. Ucari ve coskun yuregi, ara sira dinginlestirmek lazim. Yurekleri, sonbahara teslim etmek lazim.
Ve belki de rahmetli Yildirim Gurses'e soz vermek lazim bir kez daha:

Düşen bir yaprak görürsen,
Beni hatırla demiştin.
Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Rüzgarla düşen yaprakta
Daima senin hayalin
Yine bir sonbaharda
Döneceksin sen bana

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Eylül 23, 2009

Sel Gitti, Izi Kaldi...


Bayram, bayram sevinci yasayabilene ne mutlu dedirtecek cinsten oldu bu sene.
Hemen bayram oncesi yasanan afet dolayisi ile, evlerde bayram sabahina heyecan ve telasla uyanamayan cocuklari, demlenmis cay, kolonya ve seker ikrami olmayan evleri, bayram ayakkabisini basucunda tutup, heyecanla giyemeyen cocuklari, bayram namazindan sonra, el opmelere, seker toplamalara kosamayan cocuklari, dort duvarla cevrili huzurlarini, sel ve camura teslim etmis aileleri dusundukce bu bayram buruk gecti.
Elimde sihirli bir degnek olsa dedigim zamanlar olur, aynen oldu.
Ne oldu onca felaketzedeye, bayram uzeri, kacinin yarasi sarilabildi? Kaci iclerinde yine de bir umutla basladi acaba bayrama?Kacina, siyasi tartismalardan ote samimi ve icten bir yardim eli uzatildi? Kaci vaatlerden ote gercekle karsilasti? Kaci, camurdan mikroptan uzaklastirilabildi?Korunmak ve barinmakti ya en temel hak, kaci bu hakki hissetti yureginde ve kendinde?
Her yagmur yagdiginda korkacak, yagmur altinda islanmanin keyfini bilemeyecek, yagmur berekettir sozunden korkacak, anilarinda suyun yikici gucunu, bir omur boyu tasiyacak, korkacak kac cocuk kaldi geriye?Her sucu, dogaya, ekolojik dengeye ya da dengesizlige, kadere baglamaya alisacak, bilimselligi, hesaplari, kurallari, plan yapmalari, ongorulu olmalari luks zannedecek o cocuklar.
O cocuklar belki her bayram oncesi, bu bayrami anacak, yurekleri burulacak, akillari duracak.
O cocuklar, kim bilir kac bayram sonrasi, her sey artik eskide kaldi diyebilecek, guvenle ve huzurla?
Yataklari, evleri ve gozleri islak cocuklar geldi bu bayram aklima. Bayram sevincim islandi.
Sel gitti, izi kaldi, yureklerde buyuk bir sizi kaldi...

Eylül 15, 2009

Yorgun Tosbaga...!


Hey dunya dedi yorgun tosbaga,
Sen biraz dön, ben durayim kabugumun icinde.
Kendimi ve ic seslerimi, nereden gelmekteyim ve nereye gitmekteyim dusuneyim bir.
Ongormus muydum su an bu noktayi, yarindan ne bekliyorum ben anlayayim bir.
Bu ormanin yesili, farklidir bendeki yesillerden, gokyuzunun mavisi nasil farkliysa denizinkinden.
Ayni gibi gozuken geceler, yuzler ve dostlarin da aslinda farkli oldugu gibi.
Sen biraz dön dünya, ben durayim biraz. Bir nefes araligi olsun bana, gonlum dinlensin bir nefes.
Sen kos sonbahara dogru uygun adim... Ben yetisirim kis gelmeden, tavsandan once :)

Ağustos 24, 2009

Kopyalansak Keske...


Kopyalasak beni. Benden, benler yapsak.
Kimi 6 yaşinda olsa, kimi olsa 15 yaşinda, kimi 22 de kalsa, kimi 24 olsa, kimi 26...
6 yaşim, hep o okula basladim resmindeki gibi, orgulu sacli, siyah onluk beyaz yakali olsa. Okumayi ogrense, yeni dunyalari kesfetse kucuk adimlarla. Okulun bahcesinde kossa, annesinin sicacik eline teslim etse ellerini. Hep guvense hayata, kahverengi gozlerindeki isik hic sonmese.

15 yaşim, hep cok sevdigim kirmizilar giyse ve hep bir telas gelecege hazirlansa. Ankara Yenimahalle'nin sokaklarinda elinde test kitaplari ile kossa, yuregindeki umut ve heyecanlari tazelese her gun...

22 yaşim, hep kendini yolun cok basinda hissetse. Ama icinde kocaman bir potansiyel oldugunu tekrarlasa kendine defalarca. Ilk maasini kazansa hep, hic bitmese o ilk maasi ve gonlunden gecen herkese yardim edebilse, kucuk sevinclere vesile olsa...

24 yaşim, buyuk denizlere acilan bir kaptan gibi cesur ve korkusuz kararlar alsa yeniden Ama kazanacaklari ile kaybedebileceklerini daha inceden suzse... Kendi duzenini kurarken, kararlarinin etkileyebilecegi tum diger kisileri de yanina alabilse. 24 yaşim, kavussa, ayrilsa, ozlese ama en sonunda hep kavussa sevdiklerine.

26 yaşim hep o yilki kadar heyecanli ve yuregi agzinda yaşasa! Yuregi kulaklarinda atsa, ayaklari bulutlara dolansa... Hayatinin en anlamli beyazinin icinde kalsa mesela 26 yaşim, hep o gun kadar mutlu olsa, kalbi nisan yagmuru telasinda olsa...

Bu yaşimi da kopyalasak, mesela bi tane de 29 olsa benden ve hep 29 kalsa, icinde tomurcuklanan yeni bir canla.Yeni sorumluluklari dusunen, planlamaya ve organize olmaya calisan, icindeki minicik bir kipirtiyi 2 saat boyunca beklese, o kipirti gelince dunyalari almis kadar mutlu kalsa mesela 29 yaşim...

Keske, kopyalayabilsek beni degisik yaşlarimda kalsam o kopyalarla. Hic unutmasam, beni buyuten, olgunlastiran, mutlu eden, bazen aglatan, ders almama vesile olan anilari. Kaldirim taslarinda, her yaşimdan ayak izleri olsa hep. Bebek ben olsam, simdiki ben olsam.

Keske, kopyalayabilsem tum sevdiklerimi, degisik yaşlari ile...

Ağustos 18, 2009

Emniyet Kemeri


Emniyet kemeri, hayata baglar gercekten, ozellikle bu ulkede.
Canim, Goddess Artemis, emniyet kemerini takarak, ne kadar dogru davrandigini kanitladi bir kez daha.
Trafigin sakasi olmuyor, cunku bizim ulkemizde ehliyet almanin tek kosulu 18 yasini doldurmak. Tek kosul bu, boyle olmadigini iddia eden bir aklibasinda kisi cikamaz eminim.
Hepimiz o sinavlardan gecip aldik ehliyeti, 5 dakika arac kullanarak. Arac kullanabilmek en dingin psikolojiyi, empatiyi, nezaketi, teknik bilgiyi gerektirir.Ama kimin umrunda!
Elinde bira sisesi, gunduz saat 16:00'da arac kullanabilen, icerek arac kullandigi yetmiyormus gibi, o siseyi camdan savurup, Goddess Artemis'in kaza yapmasina sebep olan o kisi, ruhen ne kadar saglikli? Vites, debriyaj, gaz, fren komutasini saglayabildigi icin ehliyetli olmayi hak ediyor mu? Ehliyet, ömürlük hak edilen bir belge oldugu muddetce, hepimizi hayata baglayan emniyet kemeri olacaktir, tabii sansliysak!
Araca biner binmez, on koltuk, arka koltuk demeden, ilk isimiz emniyet kemeri takmak olsun ne olur. Bebisler icin arac koltugu ve emniyet kemeri detayi atlanmasin. Bu kadar kuralsizlik, denetimsizlik icinde, isimizi bir an icin bile sansa birakma luksumuz yok bizim.
Canim, Goddess Artemis, cok cok gecmis olsun. Seni cok seviyorum.

Ağustos 17, 2009

Kagittan Sandal


Kagittan bir sandal gibi seni sevmek. Usul usul dalgalarla, mavi bir legenin icinde yuzdurulen, narin cocuk elleri ile katlanmis bir kagittan sandal gibi, eglenceli, o kadar narin ve dayaniksiz.

Suya dayaniksiz bir sandalin tezati yarattigi tezatlar yaratirsin yuregimde. Karsi kiyiya gecebileceginden supheli bir sandal yolcusu olarak ben, her seferinde tek biletli yolcusuyumdur o sandalin.


Sandal batar, yeni bir sandal katlar cocugun minik elleri. Yeni bir sandalla, yeni bir oyun kurar kendine.


Benim yuregimde batan sandalin icinde sulara gomulur, seni sevmeye ait tum umutlar ve hayaller. Yeni bir hayat kurmak, zordan cok ote, imkansiza bes kaladir.


Yazan: Best Wishes
Neden yazdi: Bir sebebi yok, ithaf edileni de yok, bir cikis noktasi da yok. Duygular arasindan bir cikis, bir not alma sadece...

Ağustos 15, 2009

Yıllık Izin


Gectigimiz 10 gun o kadar yogun gecti ki, hic bir sey yazamadim.

Isyerinde yillik izinleri kullanan arkadaslar vardi, bir de ay sonuna denk gelince, surekli mesai yapmak zorunda kaldim.Aslinda biz, yani ben ve bebek, iki kisi olarak mesai yaptik. Aksam yuruyuslerimizi de aksattik...


Takip ettigim bloglari okuyamadim ve yuruyus de yapamadim ya, insan gercekten bir eksiklik hissediyor. Yapilmamis odev gibi bir eziklik duyuyor.
Ama, mutlu sona ulastik, biz de yillik iznimizden bir parca da biz aldik. 1 hafta boyunca izinliyiz, oley... Ankaraya geldik dun gece -bu arada benim Ankaradaki emektar bilgisayar noktalama isaretleri yapmiyor, sadece virgul nokta ve 2 nokta oluyor, unlem soru isareti falan yok, dumduz yaziyorum, affola - 1 hafta ailemizle ve sevdiklerimizle beraberiz.
Yillik izin adi degisse, aylik izin olsa mesela, her ay izin kullansak, daha cok zaman ayirsak, gec uyanmalara, sabah kahvaltilarina, bir kitapla saatler harcamaya, aylak dolasmaya...
Bu blog bu hafta, yillik izin dolayisi ile :P Ankaradan guncellenecek ozetle...
Herkese sevgiler ve guzel bir haftasonu dileklerimle...

Ağustos 07, 2009

Yagmur Yagiyooor!


Yagmur yagiyoooor
Seller Akiyoooor,
Best Wishes ve bebisi camdan bakiyor,
Yagmur yagiyoooor,
Seller Akiyoooor,

Haftasonu da serin olsun, yagis olsun diye,
Best Wishes ve bebisi dua ediyoor...

(Bu renk bana yagmura en uygun renk gibi geldi? Ne dersiniz, beyaz bir kagidin uzerine yagmur cizsseydik, ne renkle cizerdik ki baska?)

Nasil bir yagmur yagiyor burada, hava nasil guzel serinledi bugun. Bir kac gecedir, sicaklarda uyumakta gucluk cektigimiz icin cok mutlu olduk...

Bir baktik, agaclar daha canli canli yesillenmisler, yapraklardaki tozlar pisler kaybolmus.

Bir baktik, kuslar, kediler, su birikintilerinden su icer olmus.
Bir baktik, daha dun silinen camlarimiz, hafiften dalgali olmus :)
Camdan disari bir baktik, mutlu olduk, paylasmak istedik!


YAĞMUR YAĞADURSUN

Dışarda yağmur yağadursun
Ve içerdeyse bütün eşyan
Esneyip senin gibi her an
Pencerelerden bakadursun
Dışarda yağmur yağadursun
Ve yağmur gibi sonsuz olan
Gözyaşların ve sayıklaman
Camlarda halka halka dursun
Dışarda yağmur yağadursun
Ve zaman, yavrum, zaman da
Yağmur gibi oluklardan
Ve ellerinden akadursun

Cahit Sıtkı Tarancı

Ağustos 06, 2009

Jehan Barbur


Her dinledigimde icimi urperten bir sesten bahsedecegim bugun, Jehan Barbur.
Nasil yumusak, nasil icli bir ses. Sarkilar da cok guzel. LLola's ın bahsettigi masallardan kalan sarkilar gibi.

Sevdim cok sevdim... Albumun adi uyan ama buyuklere ninniler de olabilirdi bence...
Sarki eklemeyi bilsem, asagidaki sarkiyi ekler bi dinleyin derdim ama bilmiyorum maalesef...
Ama su sozlere de bakinca ne demek istedigim anlasilir sanirim.

En icten tavsiyelerimle :)

(Goddess Artemis'e ithafen...)


UYAN
Belki çocukluktan kalan
Küçücük bir hikayenin
Ardından gitmek içindir uykular
Belki yaşanmamış yaşanacak
Onca hayal peşinden koşmak için, bütün masallar.
Uyan uykundan çok uyursan herşey geçer yaşamadın
Uyan güzel uykundan ne kadar tatlı da olsa
......
Cok uyursam gözlerim mahmur kalır güneş ısıtmaz kirpiklerimi
Uyan uykundan güzel kız içi güzel yüzü güzel canı çok şeker :)

Ağustos 04, 2009

"IYI" OLMAK


Sonsuz bir huzur, sonsuz bir sevgi, bagislanma istegi, iyi olma ama gecekten iyi olma istegi, merhamet, dinginlik sariyor bazen icimi, her zamankinden daha yogun. Herkese olur belki ara sira, incinmemek ve incitmemek gundemiyle yasamak. Her sabah ve her gece, hayatin tum guzellikleri ve iyilikleri ile, tum kotuluklerini bertaraf edebilecek guc icin yalvarmak. Acimasiz, vicdansiz, haksiz her turlu eylemden sakinmaya calismak, ic seslerle hesaplasmak. Bazen sozle, bazen gozle, bazen gonul yoluyla, ozurler dilemek...

Bu aralar boyle bir ruh hali icindeyim...Bagislamak ve bagislanmak zamanini yasar gibi. Sagduyu, merhamet ve adalet icin yaradana siginmak, manevi destekle, madde hayatini katlanilir kilmak sureci.

Duygusal ve duyusal olarak, algilarimin daha acik oldugu, daha pastel renklerle hayata baktigim bir donem... Inanarak atilan her kucuk adim, amacsiz uzun yollardan katetmekten daha cok yol almaktir...

Herkese olur belki ara sira, incinmemek ve incitmemek gundemiyle yasamak. Incinmemek ve incitmemek dileklerimle...


AFFET BENİ DÜNYA
Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde
Cümle düşmanlarımı affettim
Yediğim meyvalardan
Kokladığım çiçeklerden af diliyorum
Yerde yürürken gördüğüm
Sebepsiz kanına girdiğim
Zevk için öldürdüğüm
Böceklerden af diliyorum
Dağdan, topraktan, taştan
Evlattan, akrabadan, arkadaştan
Yağan yağmurdan, doğan güneşten
Denizlerden, göklerden af diliyorum
Yıllardır kahrımı çeken kadından
Ondaki yaşamak ümidinden
Baba evinden, ana sütünden
Yediğim ekmeklerden af diliyorum
Kadrini, kıymetini bilmediğim
Hayali ile bahtiyar olmadığım
Otuz yıl arayıp bulmadığım
Geleceklerden af diliyorum

Umit Yasar Oguzcan

Temmuz 30, 2009

Bir Tık'la Alisveris...


Internetten alisveris yapma konusuna cok sicak bakan birisiyim. Her ne kadar sitelerin guvenli olup olmadiklari konusunda, ilk baslarda tedirginlik yasasam da, bir kere deneyince ne kadar konforlu ve rahat oldugunu gordum. Su an benim icin vazgecilmez bir eylem haline geldi.
Internetten, kitap, hediyelik esya, cd, kozmetik urunleri vb kismen daha ucuz urunler almis olmakla beraber, bulasik makinesi, mp3 calar, cep telefonu gibi urunler de almisligim vardir. Tek tıkla, urun ertesi gun kapinda! Super rahat.
Hatta ve hatta, itiraf etmem gerekir ki, hamile kiyafetlerimin pek cogunu da internetten aldim. zaten beden belli renkler belli. Pek bir rahat oldu, bi sicaklarda, daracik kabinlerde sıkısmadan, aldiklarimi tasimak zorunda kalmadan, guzel guzel alisveris yaptim.
Tabii, ailemden ve sevgili arkadaslarimdan, pes artik biraz abartmadin mi diyenler oldu.
Guvenli oldugu konusunda nasil emin olabiliyorsun diyenler oldu.
Simdi efendim, tabii ben de kendime gore bazi guvenlik onlemleri aliyorum.
1) Internet kullanimina acik ve sadece bu amacla kullanilan ve limiti gercekten limitli olan bir kredi karti edinilir. Banka belirli araliklarla bu limiti yukseltse de, banka aranir ve limit asagi cekilir :)
2) Pesin odeme yapilacaksa, sanal banka karti kullanilir.
3) Sitede kredi karti bilgileri ve sahsi bilgiler verilen ekranda, hemen sag alt kosede, sari bir kilit resmi, ya da anahtar resmi var mi diye bakilir.
4)Musteri hizmetleri aranir, urunun stokta olup olmadigi ve teslimat suresi konusunda garanti istenir.
Soran olursa, guvenilir alisveris sitelerinin linklerini de verebilirim :P

Bazen dusunuyorum, internet araciligi ile erisemeyecegimiz bir bilgi kaldi mi diye. Sanirim kalmadi. Bundan 20 yil oncesindeki bilim kurgu filmlerine bile konu olamayacak kadar cok hayatimizi etkileyen bu internet konusunun, 1 adim otesi ne olacak acaba? Ya da olabilecek mi? Hayatimizin her evresini, zamanla, ve kivrak zekayla ele geciren bu sanal ortamin, daha sonraki hamleleri neler olabilir acaba?

Temmuz 29, 2009

Demedi Deme...


Gidemezsin.
Bu Ruzgari burda birakip, beni burada birakip boylece...

Unutamazsin,
Bu denizi, bu gunesi, su agaci. Unutamazsin beni, burada birakip boylece.Her gittigin yolun bir donusu olur bu sehre, her unutmak istediginde, oyle kolayca unutamazsin.
Yapamazsin.
Bu bildik tanidik yuzlerden kacamazsin. Kactigini sandigin her an, dondugun her kosede seni karsilar o yuzler.
Baglanamazsin.
Ne yeni bir yurege, ne de buldugun coskun bir denize. Seni buraya baglayan, o ipeksi baglar gibi, guclu baglanamazsin, yeni her seye.
Ozlersin,
Bir kus kanadinda gordugu ozgurlugu, uzaktan izleyen bir mahkum gibi,
kana kana su icmeyi ozleyen, colde terkedilmis birisi gibi,
su an kacip gitmeye calistigin bugununu, yarin bir adim otede delice ozlersin.

Aglarsin.
Geceler boyu sesini duyan olmaz, nemli yastigin bilir genzindeki kederi, gozlerin sirilsiklam, en koyu itiraflarin karsi duvar kadar yakinken sana...
Kacamazsin,
Tum kameralarin seni izledigi bir labirentin cikmaz sokaklarinda hissederek kendini, gittigini sanip hep en basa dondugun zamanlar olur, adina kacmak dersin ama herkes bilir ki, sen hep o biricik baslangictasin.
Gulemezsin,
Pamuk sekere el cirpan minik bir kiz cocugunun gozlerindeki isiltiyi yansitarak, dudaklarinla degil ama yuregine ses veren gozlerinden, en derinden... Gidersen, kahkahan kalir bu sokaklarda, oksuz cocuklar gibi, yarali.
Sevemezsin.
Eminim ve ben soz veriyorum sana, bu kadar saf ve masum ve yalansiz, bir daha sevemezsin.

Yazan: Best Wishes

Neden yazdi: Bir sebebi yok, ithaf edileni de yok, bir cikis noktasi da yok. Duygular arasindan bir cikis, bir not alma sadece...


Temmuz 28, 2009

Dumansiz Hava Sahası Dumansiz Sahil Ihtiyacı!


Bu konuda giderek takintili bir hal aliyorum ama,
Bu yaz Istanbul sahil yolundaki mangallar inanilmaz performansa ulasti
Cumartesi aksami yuruyus yapmak icin ciktik, boguluyorduk,
Tam eski Ankara'da nefes alinmayan donemler.
(Ankara'da karbonmonoksit zamanlar yasanirdi diyor ya Yilmaz Erdogan,
Bir donem gercekten cok fazla hava kirliligi vardi,
Sonra dogalgaza gecildi, hava temizlendi,
Gecen kis dagitilan secim komurlerinde tekrar kirlendi o ayri...)
Anadolu Yakası sahil dummmaaannn alti. Goz gozu gormuyor. yemin ederim abartmiyorum, arabanin klimasindan iceri mangal kokulari doluyor, sanki sahil karagumruk, yangin yeri!!!
19Temmuz'da dumansiz hava sahasina gecen ulkemi bu radikal karardan dolayi kutluyorum ama, sahildeki mangal aliskanligi da dumansiz hava sahasini etkilemiyor mu? Dumansiz hava sahasi uygulamasina, sahilde mangal yakma yasagi da getirilse olmaz mi?
Insanlar temiz havada yuruyus yapabilse, mangal yapmak tabelada degil gercekte yasak olsa olmaz mi?

Temmuz 27, 2009

Yorum Yapamama Problemi Cozuldu

Arkadaslar merhaba,
Sanirim sitedeki yorum yapamama problemi cozuldu.
http://yildizlardandusler.blogspot.com/ ve http://kybele-f.blogspot.com/ uyarmisti beni, cok tesekkurler.Sebebini anlayamadim, bir sey degistirmedim ama neden bozulmus acaba?Ayarlardan yorumlar kismina geldim, bir kac opsiyon degistirdim ondan mi bilmem ama sorun cozuldu simdilik.

Tekrar Tesekkurler...

COK SICAK...! (TI)


Sıcaklarla basim dertte.
Haftasonlarini nasil gecirecegimi bilemiyorum. Evde klima yok, vantilator yok(tu), herhangi bir sogutsal nesne olmayinca, haftasonu sabah uyandigim andan itibaren, basimdan asagi kaynar kaynar sular akiyor.
Bir de evimizin guney cepheye bakiyor olusu da var ki, evin sefasini hamama donusturuyor. Oglumla beraber gecirdigimiz ilk yazimizi, ben boyle al al yanaklarla animsayacagim galiba...
Saclarimi islatmak 10 dk bir rahatlama, soguk bir sey icmek 2-3 dakikalik rahatlama sagliyor.
Kac haftasonudur, bir klima alalim onerisini surekli gundeme getiriyor olsam da, hasta olursun bahanesi ile evin reisinden veto aliyorum. Nedense, klima konusunda bana izin cikmadigi icin, ne olursa olsun ben gider bir tane aliveririm biter gider de yapamiyorum. Cok uysa bir modda kabul ediyorum, hasta olma riskim olabilecegini! hamileligin uysallasma sendromlari herhalde :P
Neyse, gectigimiz haftasonu, tum ulusal kanallar ve basin yayin organlari tarafindan bu yazin en sicak haftasonu ilan edildigi icin, bu haftasonu bir faaliyette bulunmak gerektigine karar verdik. Cumartesi Pazar full gun alisveris merkezi gezmek de cozum olamayacagi icin, evi serinletme yontemi olarak vantilator almaya karar verdik.
Vantilator fiyatlari arasindaki ucurum, bu cihazlarin islevsellikleri hakkinda bizi supheye dusurse de, sonuc itibari ile bir motora bagli donen pervane basit mantiginin, marka ya da fiyatla cok da degismeyecegini dusunduk. Her ne kadar iyonizerli, uflemeli sogutmali modelleri olsa da, calisma prensibi ayni olan seyin, sadece fiyat farklilastirma politikasi oldugunda esimle fikir birligine vardik. En sonunda bir vantilator almak konusunda fikir birligine vardik ya, benden mutlusu yok gerisi de bos zaten...
Cumartesi sabahi erkenden, bir beyaz esya bayisine gittik. Urunlere ve fiyatlara baktik. Beyaz esya bayisindeki ayakli vantiloturun, 4 te 1 fiyatina da, evin yanindaki marketten (maalesef cin mali) bir vantilator aldik. Her ne kadar cin mali kullanimina karsi olsam da, bu vantilator, bu sicaklarda bana yetmezse, klima almaya da yuzum olsun diye dusunerek, cok daha ucuz olan cin mali urunden almayi bizzat israr ederek, ikna ettim...
Kutudan parca parca cikan vantilatoru, esim ve ben super muhendisler edasinda, buyuk bir itina ile kurdu ve su an yaklasik 1,60 boyunda 16 inc capinda bir vantilatorumuz var.
Haftasonu evden cikmayarak, buzlu iceceklerimiz ve sortlarimiz ve tabii ki her odaya tasidigimiz yeni dostumuz vantilatorumuzle, guney sahilleri kivaminda zaman gecirdik :P
Herkese tavsiyemiz bu sicaklarda cok cok dikkatli olmalari, ozellikle bebis bekleyen anne adaylarinin ve kalp, damar hastaliklarina sahip olanlarin. Herkese de en azindan bir vantilator oneriyorum, sicakla bireysel olarak basa cikmanin zor oldugu bilincinde olarak...
En sicak, en serin dileklerimle...

Temmuz 22, 2009

Motorlu Tasitlar Vergisi


Motorlu tasitlar vergisinin, II. taksidini henuz yatirmayan varsa (benim gibi), son 1 haftaya girdik!
Sevgili arkadasim Burcu sagolsun, hep hatirlatir bana...
Ben de buradan hatirlatmak istedim...:)

Sonsuza Iz Olmak...


Bir resmin kalmis bende,
Tam ortadan yirtilmis,
Hani siyah kazakli,
Biliyorsun degil mi?
Sabah servise bindigimde radyoda caliyordu... Gulumsedim birden, huzunlendim. Once rahmetle andim Baris Manco'yu... Duragi cennet olsun...Baris Abi'mizdi o, pazar sabahlarinin nesesiydi, kizarmis ekmek kokulu kahvaltilarda televizyonda onun programi ile baslardi pazar gunleri. 10 puan 10 puan, 100 puanla sampiyondu o! :)
Yillar oncesinden kalan, dokunakli, ben kucuk, dunya sanki cok buyukmus gibi gelen zamanlardan, kareler geldi aklima. Ne guzel dedim, zamana boylesi izler birakabilmek ve sonsuzluga isim olabilmek.
Bir sarkida, bir sarki sozunde, belki bir kitapta, belki bir heykelde, tabloda, ya da fotograf karesinde animsanmak ne kadar guzel.
Gozlerimden suzulen
Bir kac damla anida
senin sicakligin var
Anliyorsun degil mi?
Yillar sonra, farkli nesiller de dinleyecek, farkli anilarla, farkli karelere dalip gidecekler. Ama illa ki duygulanacak, illa ki begenecekler bu sarkilari. Baris Abi'yi bilecekler, sevecekler. Evrensel bir imzasi var cunku, iyiyi, guzeli, aski ve coskuyu sarip sarmalayan bir havasi var. Sonsuza soylenmis sozleri var, her zaman anlasilacak olan...
Zaman akmıyor sanki
Saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda
Bir tek sen varsın bugün...

Temmuz 16, 2009

My Favourite Music...!


Muzik dinlemek beni dinlendirir. Ya da tam tersi bir yaklasimla, cogu kez dinlenmek icin muzik dinlerim. Bu sebeptendir ki, genelde dingin muzikleri tercih ederim. Bu sebeple, cogunlukla new age muzik dinliyorum. Cd lerini alarak da belirli olcude bu ture katkida bulunmaya calisiyorum. Ancak yalan yok, ilk kez duydugum bir isimse, temkinli davraniyorum.

Bu tarz muzigi sevenler varsa ben gibi, ben en favori listemi ve yeniler listemi verecegim. Tavsiye benden denemesi isteyenden :)


Favori Listem:

1) Can Atilla - 1453 - ben bu cdyi o kadar cok dinledim ki, bi tanesi dinlemeketen cizildi, yenisini aldim. Onu da esimin bir arkadasi cok begendigi icin ona verdim. Daha sonra kendime 3. kez aldim :) Onun haricinde "Cariyeler ve Geceler" albumu de guzel. Diger 2 albumunu bu 2si kadar begenmedim.

2) Enya - A Day without Rain : En favori cd. si bu olmakla beraber hemen hemen tum cdlerine sahibim. Kardesim sayesinde sarkilarini dinlemeye baslamistim. En favori parcam "only time"! Ne zaman dinlesem icim bi tuhaf olur :)

3) Fahir Atakoglu - İz : En favori albumu bu bence. Ama digerlerini de begenerek dinlerim. Tam olarak new age mi bilmiyorum, bazi cd marketlerde new age olarak siniflandiriliyor. Aslinda new age, elektronik muzik demek bildigim kadari ile. Fahir Atakoglu belki, pop-classic tarz muzik yapiyor da olabilir. Emin olamadim.

3) Yanni - Tribute : Tarz olarak digerlerinden daha farkli. sarkilarindaki inis ve cikislar cok basarili.

5) Kitaro: Afrika muzigi enstrumanlarini daha baskin kullaniyor sanki. Ben de "best of" albumu var.

6) Vanessa Mae - Storm: Favorim "storm" albumu. Solo kariyerine basladigi, "the violin player" da basarili bence. New age sayilmaz belki tam olara, pop - classic belki de.


Yeni Dinlemeye Basladiklarim:

1)Tuluyhan Ugurlu - Akdeniz : Acik soylemek gerekirse, ben kendisini yeni kesfettim ama bayagi bir hayran kitlesi varmis. Istanbul kanatlarimin altinda filminin muziklerini de yapmis. En son albumunden basladim ben, Akdeniz. Anadolu ezgileri yogun bir album. Begendim!

2)Brian Keane ve Omer Faruk Tekbilek - Kelebek (ButterFly) : Cok cok basarili! Sentez muzikler her zaman beklenen basariya ulasamayabilir ama ben cok begendim.

Ozetle, bu tarzi seviyorum iste ben... var mi baska album, muzisyen onerisi olan bu tarza eslenik olarak?

Temmuz 13, 2009

BEŞ BALONLU ÇOCUK


Cuma aksami gordum onu, sahilde. Elinde bes balon vardi. Balonlarin toplam hacmi, kendi vucudunun hacminin 3 kati vardi. Ayaginda kendine 2 kat buyuk gelen terlikleri, rengi atmis, boynu genislemis turuncu bir tisortu vardi. Saclari koyu siyah ve piril pirildi. Gozleri gibi.

“Bebelere baloooon” diye bagiriyordu. Sanki kendisi bebe degilmis gibi. Elinde balon olmasi normaldi o ana kadar benim icin ama bebelere balon dedigi anda irkildim. Tanidik, bildik balon saticisi degildi ki o, kendisi bebe olan ve kendinden buyuk 5 balonu satmaya calisan, 5 yasinda bile olmayan bir kucumendi.

Yanimda hic ama hic para yoktu, cok uzuldum o esnada, kizdim kendime. Yanimda para olsa, alirdim o elindeki 5 balonu, sen daha bebesin biliyor musun, hadi sen git su kaydiraklarda kay biraz derdim. Yasitlarin gibi yasa bugun derdim. Param yoktu, kendime cok kizdim, onun annesine babasina cok kizdim. Ya da onu, 3 kurus icin, bu yaz sicaginda, guzelim komur gozlerindeki isiga hic bakmadan, elinde zor tasidigi 5 balonla sahile birakana cok kizdim.

5 yasindan kucuk hic bir cocuk, balon satmayi kendisi istemez, oynaka, kosmak, resim yapmak ister o. 5 yasindan kucuk her cocugun para ile iliskisi harclik, bayram, dondurma bahanesi ile olmali bence. Onu para kazanmaya iten zihniyet, onun elinden o parayi alinca, nasil harcar? Ayagina 2 beden buyuk gelen terliklerini yenilemez mi bari? Ya da ana baba olmak bu mudur? Yeri gelince o balonu satan anne baba olmak degil midir ebeveyn olmak? Yeri gelince, sabahlara kadar uyumadan calismak, ama aileyi korumak degil midir ebeveyn olmak?

Goz goze geldik minik adamla, param yoktu, eziktim alamadim balonlarindan ama gulumsedim ona. Gulumsemedi bana. Bakti sadece. Gecti yanimdan ters istikamete yuruduk. 1 yarim saat sonra, tekrar karsilastik, baktim 4 balonu kalmis. Sevindim dedim en azindan 1 tane satmis. Ama, sonra gordum ki, patlamis bir kirmizi balon var diger elinde!

Icim ezildi, aksamin sonrasi bana dar geldi.
Boyle bir huyum var benim, o aksam yatarken de o cocugun siyah iri gozleri gozlerimin onune geldi. Simdi nerde ne yapiyo acaba, yemek yedi mi diye dusundum.

Elimden gelse, onlarin hic biri, para denen meta icin sokakta olmasalar. Elimden gelse, ben hepsini doyursam, yikasam paklasam, okutsam. Elimden gelse, o cocuklarin hepsini barindirsam. Elimden gelse, bakamayacaksan cocuk yapma kanunu koysam, bu ana babalari kisirlastirsam!
Keske bu cerceveden bakabilen bir sistem olsa. Inaniyorum ki, buna manen ve madden destek verebilecek tonlarca insan var aramizda. Yeter ki yapilanlar, adresine ulasssin, yeter ki sistem hep almaya ya da vermeye yonelik degil, almaya ve vermeye yonelik calissin.

Bebeler balon satmasin, ayakkabi boyamasin, araba cami silmesin, dilenmesin. Bebeler balonla oynasin, parklarda kossun, okula gitsin, calissin ve bu ulkeye gelecek olsun!

Yürünmez öyle hep, bazen susulur...


Evet, derin bir nefes almali ve tekrar baslamali.
Bazen insanin gonlu yorgun oldugunda, sadece nefes alarak yasamak istiyor. Fazlasinda gozu olmuyor, fazlasina enerjisi de olmuyor. Sanki sonsuza dek o sekilde durabilirmis, hayat donerse donsun umurunda degilmis gibi kalabiliyor.

Yuregi, durmak dinlenmek istedigi muddetce, bedeni kosamiyor, cosamiyor. Kosmaya cosmaya calissa da bo oyle bir egreti, oyle bir yavan kaliyor ki, hareketlerinden damla damla akiyor.Ama hayat, her gun ayni tasa ile yasanmiyor sukur ki!

Beynimiz ve kalbimiz, en derin acilara bile biraz zaman taniyor ve sonrasinda hadi bakalim, devam kaldigin yerden diyor. Nekahat donemi bitiyor ve damarlara gorunmez bir el bir tup enerji gark ediyor!

Hadi bakalim. tekrar baslamak gerek. saglikla gecen her gune, sukur ve duayla devam etmek gerek! Yurumeye devam etmek gerek!
"Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur..."
Can YÜCEL

Temmuz 07, 2009

OZLEMEK...


Ankara’ya 1 gittim geldim, dagildim ben yine... Sonbahar oldu gibi oldu, yazin ortasinda.

Ozlemenin ustesinden gelmeyi beceremiyorum ben. Yolu yordami var mi bilmiyorum, ki bence yok. Yurek, sevdikleri icin attikca caresi yok.

Parca parca yasanirsa bitiyor mu bu hasret? Yoksa her seferinde dozu artarak, sonsuza dek devam mi ediyor. Kavusmanin kremalı sevinci, bes dakikada yenirken, ayrilmanin biberi neden genzimi gunlerce yakiyor?
Ait olmak var midir? Bir sehre, bir ortama ya da gonullere? Ait olmak mesafe ve mekan tanir mi?
Insan tercihleri canini acittiginda, bunu dogal karsilamak icin ne kadar beklemeli?

Kavusmanin hemen arkasinda, ilk sevincin hemen sonrasinda, ayrilik tasasi sariyor beni. Bu huzun, yavas yavas bogazima oturmaya basliyor, ayrilik aninda kocaman bir yumru oluyor. El sallamak cok ama cok zor hale geliyor. Goz yaslarini zapt etmek ne kadar zor. “Yine gelirim, en kisa zamanda, sen de gel bak” demek nasil burkar insanin icini. Bu aci kroniklesir de alisirim belki diye dusunursun. Ama bazen hafif, bazen cok agir da olsa, gonulde hep bir ama gozde ırak olmaya alisilmiyor.

Hayat her zaman, insana tum secenekleri bir arada sunmuyor. Bazi secenekleri yaratman gerekiyor. O secenekler bir mesafenin sonundaysa, insan birden kalkip gidiyor. Eski duzenini, ozleyecegini bile bile, uzulecegini bile bile, inandiklarinin pesinden gidiyor. Sonuc cam kirigi olmadigi muddetce, geri donmuyor, donemiyor.

Allah, cam kiriklari, can kiriklari vermesin kimseye, tercihlerinin sonunda. Tercih yapabilmek, cesaret isidir. Alkisa degerdir bence. Tercih yapabilmek, beynini dinlemektir cogu kez, kalbini degil. Kalbinin gorevi, sonrasinda o tercihi sana unutturmayacak kadar cok, duygu ve özlem uretmektir. Her kavusmada avunacagin, her ayrilikta yine kalbimden bir parca burada kaldi diyecegin hasretcikler.

Beni ozleyenleri, ben de en az o kadar ozluyorum.


Kelimeler... Kelimeler...

Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
Denizlere açıldı içimizden biri
Niçin gittiğini söylemeden.
Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
Bulacak sanıyordu yenilikleri.

Her an bir yeni su vardı,
Her yeni suda bir yeni an.
Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
Bitmeyordu köpüklerle renkler
Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.

Gözlerinin önünde bir oyun,ardında bir oyun.
Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
Hani, eski keLimelerle olmasa
İnsanın ömrünce devam edecek.
Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.

Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
Yeni rüzgârlarla esen yeni korkulara
Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.

Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini

Özdemir Asaf

Temmuz 03, 2009

Bir "4 Temmuz" Gelinine Mutluluklar Diliyorum...!



Haftasonu Ankara'ya gidiyorum :) Memleket havasi her zaman iyi gelir bana. lay-lay-lom.

Guzel arkadasim, Didos'un kardesi Sinos evleniyor yarin.


Genc, piril piril bir ciftin, hayatindaki biricik bir ana tanik olacagim yani. Kendilerine, simdiden ve buradan, bir omur boyu surecek mutluluklar diliyorum.

Bakalim ben evlilik hakkinda neler biliyorum :)

Evlilik, ben merkezci hayattan, biz merkezli hayata gecis surecini yonetebilme becerisidir. Mutlu olmanin bence en buyuk kosulu, "ben" demeyi yutkunmak, "biz" icin cumleler kurmaktir. Sevgi ile atilan temel, surekli saygi ile desteklendiginde, omurluk olur kolayca. Stratejik bir oyun, bir cekisme haline dondurmeden, ozveri yapmaktan utanmadan, sevmeyi-sevilmeyi hissede hissede yasamak, yasatmak gerekir.

Inaniyorum ki, Sinos ve nisanlisi, evlilik kurumunda bir omur boyu, saygi ve sevgi ile ilerleyecekler.

Gozlerindeki mutluluk ve heyecani hic kaybetmemeleri dileklerimle...

Temmuz 02, 2009

KURUTULMUŞ GÜLLER...


Kuruttugum her gulun, ne zaman kimden geldigini, o esnada bana neler hissettirdigini, ozenle defter kitabin arasina yerlestirisimi, ya da kurusun diye odanin en guzel yerine yerlestirisimi, o esnada bana soylenen sozleri, hatta uzerimde hangi kiyafetim oldugunu, cicegi verenin kiyafetlerini, hatta ortamdaki parfum kokusunu bile animsiyorum...

1 yil kahvenin 40 yil hatiri varsa, kurutulmus bir cicegin bir omur hatiri var.

Cicek vermek bana gore, sen benim icin tam da bu renksin kalbimde, bu kadar masum, bu kadar guzel, bu kadar cezbedicisin demek. Cicek almak demek de, o ani olumsuzlestirecek 1-2 yaprak bile olsa, saklamak, sonradan anmak, anarken, dalmak, dalarken, gulumsemek ya da huzunlenmek demek.


Siz de kurutur musunuz size getirilen, gonderilen cicekleri. En azindan bir kac yaprak saklar misiniz, en sevdiginiz kitaplarin icinde? Ve o cicek, her karsiniza ciktiginda, o ani, su an gibi yasar misiniz?

Benim icin, anilarin konsantre hali, kurutulmus cicektir. O kurutulmus cicek, ebediyete hediyedir. Temsil ettigi anilari ile beraber, bugun gibi...
 

Best Wishes... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates