Ekim 12, 2009

Aramızda Kal(ma)sın :)

Ben bu pazar gunu home-office calismak zorunda oldugumdan, pazar gununu lap-top- mailler ve uzaktan kumanda cihazi uclemesi ile gecirdim. TV8'de "aramizda kalsin" diye bir program var(mis), Pazar gunleri. Seda Akgul diye bir bayan sunuyor, gorunce tanirsiniz, daha once de haber spikeri idi sanirim. Her program dunku kadar keyifli midir bilmem ama ben dun cok severek izledim.

Yeni kitabi cikmis 3 kisiyi davet etmisti konuk olarak. Hem bu kitaplarin tanitimini yaptilar, hem yazarlari tanitmis oldular hem de halk roportajlari ile kitapta verilmek istenen mesajlarin, halk arasinda nasil kabul gordugunu anlamaya calistilar. Her hafta bu kivamda mi bilmem ama keyifli bir programdi dunku, ileride de denenebilir bence tavsiye ederim.
Bunun yanisira, programda tanitilan 3 kitaptan da bahsetmek istiyorum. 1 tanesi ozellikle oldukca orjinal ve sahsina munhasir bir arastirma olmus gercekten.

1) Sinem Ersever : "Bir Arızanın Anatomisi" : Oyle boyle degil, arizanin her cesidini arastirmis ve yazmis yazar. Baslangic noktasi da su olmus, etrafindaki herkes ona, ya sen arizasin valla demeye baslamis. O da nedir ki bu ariza olma hali, neden yani falan diye dusunmekten hareketle, tonla arastirma yapmis ve kitabi yazmis :) Cok merak ettim okuyacagim ben, icinde de bir test varmis, ariza skalanizi olcuyormus. (Erdil Yasaroglu, -diger konuktu kendisi- cozmus, 37 cikmis!, arasira ariza yani :P)








2) Erdil Yaşaroğlu : "Komikaze 13- Serseriler" : Bilenler bilir, cok soylemeye gerek var mi? Erdil Yasaroglu, bilgisayar ortaminda nasil cizim yaptigini da gosterdi programda.


3) Omer Ozguner : "Baskasini seviyorum" : Bu bir ilk romanmis. Oyle kolay kolay soylemeye cesaret edilemeyen bir cumle ile baslayan ve aldatmanin ve aldatilmanin farkli boyutlarda ama tum insani evrelerini anlatan bir kitapmis. Okumamistim ben de. Ancak programda o kadar ovdu ki Seda Akgul kitabi, heyecandan son sayfasina cay doktum falan dedi! Sanirim aliciim ve okuyiciim...



Ilginizi ceker belki, kitaplar ya da bu program... Paylasmak istedim :)
Sevgiler...

Ekim 11, 2009

Dusunursem Gozyaslarim Beni Bogacak...



Ben artik,


Haber izleyemiyorum. Gazete okuyamiyorum. Dunyaya gozlerimi sıkı sıkı kapatıp, aptal diziler izlemek, ve muzik dinlemek ve sinemaya gitmek falan seklinde haberlesmek istiyorum bu dunya ile.
En azindan, gecici bir muddet boyle olsun. Beynim uyussun, dusunemeyeyim istiyorum. Dusunursem, alip basimi gitmekten korkuyorum. Dusunursem, yarindan korkmaktan, kendi yarinim garanti olmadigi halde bir de bu yarina yeni bir can ortak ediyor olmanin vebali ile hesaplasmaktan korkuyorum. Dusunursem, hic susmamacasina katila katila aglamaktan korkuyorum.
Benim adima verilen kararlarda, en ufak bir gorus birligim olmadigi halde, ayni gemide zorunlu istikamete mecbur yolcuyum. Deniz tutuyor beni, midem bulaniyor, inmek istiyorum bu gemiden. Yuregi akca pakca, adaletli ve insaniyetli, merhametli kisilerin cokca oldugu bir limanda.
Kemikleri sizlamasin yuzbinlerce sehidin, tek bir butun, millet olmanin kiymetini bilelim, yarin bugunu ozlemeyelim... Umarim...

Ekim 09, 2009

Seni Saklayacağım



"Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın,
Benzemiyor gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak

Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Gözlerimde saklayacağım.
Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın. "

Özdemir Asaf

BEBESHOP.com


Bu aralar, fiziksel olarak hayatimdaki en buyuk seklime ulastigim icin, degil yurumek, oturmakta zorlandigimdan :), cok sevdigim alisveris konusu bile bana pek zevk vermemeye basladi. Nereye gitsek, gozum bi soluklanacagim, bir sandalye koltuk bakar durumda.

Bu sebepledir ki, bebisin ufak tefek ihtiyaclarini almak icin internet alisverisi yapmam cok mantikli gozuktu gozume. Zaten markalar belli, urunler belli, e hadi o zaman dedim kendi kendime.

Belki hamis arkadaslar varsa, esinin dostunun bebegine hediye almak isteyen varsa ilgilenirler:Benim fark ettigim 3 tane buyuk online bebek ihtiyaclari sitesi var.
1 tanesi super hizli ve fiyatlari da uygun o yuzdeeeeen,

The Oscar goes to ;)

1) http://www.bebeshop.com/! urun cesitliligi super, fiyatlar piyasa fiyatlari, indirimde olanlar uygun, ve hizmet super. Pazar aksami siparis ver, pazartesi gunu kapinda olsun! (yani benimki oyle oldu en azindan) Ayrica yeni uyelere, sembolik bir indirim de yapiyorlar.
Ikinci sirada http://www.bebefix.com/ var... Oldukca bol secenek var bu sitede de. Firmanin Sivas'ta olmasi dolayisi ile bazi urunlerin tedariginde gecikebiliyorlar. Yani hizmet cok hizli degil. Ama aceleniz yoksa degerlendirilebilir.
Son olarak, http://www.e-bebek.com/ magazasi var. Bildigimiz, e- bebek magazalarinin online sitesi. E-bebek magazasini genel olarak piyasaya gore pahali buldugumdan cok tavsiye etmem. Ancak en populer urunler, yeni ne var falan diye bakmak icin uygundur...

Ekim 06, 2009

PTT Kargo -Komik


PTT Kargo hizmeti vermeye baslamis. Yillarin deneyimi falan der guvenirsiniz diye, kisa bir deneyim paylasimi icine gireyim dedim...

Ayin 28inde kargoya verilip, 29 unda Turkiye'ye ulasmis bir kargomun, PTT kargo araciligi ile bana ulasmasini bekliyorum Bugun 6 Ekim! Amerika'dan buraya 1 gunde gelen kargo, 7 gundur bana gelmiyor...

Cagimizi yakalamak adina, bir internet hizmeti veriyorlar, gonderi takip no su giriyorsunuz, kargonun durumunu gosteriyor. Buraya kadar gayet musteri odakliyiz di mi?

Internete gore, benim kargom 1 Ekim'de dagiticiya (sube oluyor herhalde dagitici kisisi) ulasmis ama halen bana ulasmadi! 1 Ekim sonrasi icin de bir kayit yok.

Aradim musteri hizmetlerini anlattim derdimi, cici bir kizimiz, dagiticiyi aradiniz mi dedi...Dagitici kimdir, telefonu nedir aramadim tabii dedim. Kaydedin o halde numarayi dedi. Numarayi aradim, beni baska bir numarayasevk etti. Bu numarayi da aradim, tam 3 kisiye ayri ayri derdimi anlattim (ki bu kisiler, hitap olarak pek cici davranmadilar bana). Neyse bagris cagris, birisi cagirildi telefona... Bak, telefon geldi, suraya teslimati ne zaman yapacaksin dendi kendisine. O da aldi telefonu, kargonuz burda su an dedi. Peki ne zaman gelecek dedim?
Ne zamana istiyorsunuz dedi!!!!!
Dumur oldum, cevap veremedim bi muddet! Tabii ki en kisa zamanda, 5 gundur neden gonderilmiyor dedim. Gelir bu hafta icinde dedi telefondaki ses...
Yani demem odur ki, ozel kargo sirketleri varken, onlarla kiyaslanabilecek bir hizmet vermiyor bu yeni yapilanma... Kurtulamiyoruz rahatliktan, bu zihniyetten.
Bilgimiz olsun :)

Sevimsiz Giysi - Hamile Pantalonu


Gunduz ve gece arasindaki sicaklik farki iyice belli olmaya basladi. Zaten hamilelik surecinde insan ne giyse olmamis gibi geliyor, bir de bu sicaklik farklari sebebi ile bu konu iyice bir problem halini aliyor.

Yaz basinda, ilk hamile hevesi ile aldigim guzel elbiselerim vardi, tum yaz giydim onlari... Hell Klar, Ebru Maternity ve Secen hamile ve de semt pazarlarindan :) Bu elbiseler simdi ince gelmeye basladi.

Hamile pantalonu giymeyi de ben sevemedim bir turlu. Bildigimiz pantalon duzeneginin bel kismina eklenmis 1 karis penye eklerle yukseltilmis bir bele sahip bu acayip kilikla rahat edebilen varsa tebrik edecegim. Hayir ben rahat etsem, fiziksel olarak bebisin rahat etmesi imkansiz gibi geliyor! Beline ribana denen, 1 parmak kalinliginda delikli lastik gecirmisler, siksan rahatsiz oluyorsun tam gobeginde lastik, sıkmasan dusuyor pantalon! Velhasil kelam kis hamilesi olmadigima sukrediyorum bu pantalonlar sebebiyle.

Ancak, aksamlari havalar o kadar sogumaya basladi ki, meshur sahil gezilerimizi yaparken, kalin giyinmek gerekiyor. Iste sorunsal basliyor o noktada. Penye elbiselerimiz olmaz, hamile pantalon ve esofmanlari ile de rahat edemiyoruz! Mecburen, eskiden giydigim esofmanlari giyiyorum gobek alti, ustune de kocisin montlari, pek bi komik oluyorum.

Dun aksam, o kadar esiyordu ki hava kulaklarim dondu. Bugunku yuruyuste kulakliklarimi da takacagim. Sahken sahbaz olurum en fazla di mi?

Eylül 28, 2009

1-2-3 Yetmez, 4-5-6 Olsun...!

Guler Sabanci, Dunya'da zirvedeki 50 is kadini arasina 5. siradan girmis, haftasonu Hurriyet gazetesinde okudugum bir habere gore.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12561143.asp?gid=254

Cani gonulden tebrik ediyorum kendisini oncelikle tabii ki. Emekleri de basarilari da daim olsun. Alkislar olsun kendisine yurekten!

Habere gore, Financial Times; bankacılıktan gıdaya, perakendeden lastik üretimine kadar birçok alanda faaliyet gösteren Sabancı Grubu’nun başındaki Güler Sabancı’yı ‘finans kraliçesi’ diye tanımlanmis.

Simdi, benim aklima takilan bir nokta sudur, ilk 4 te yer alan CEO lara baktigimizda, bu firmalar, tek bir sektorde hizmet veren ancak bir cok ulkede hizmet veren yani "global" markalarin Ceolari. Guler Sabanci, onlarca firmayi tek semsiyede tutan birisi olarak nasil 5. sirada olur diye dusundum. Sahip oldugu firmalar araciligi ile, Turkiye ekonomisinin buyuk bir kismini yoneten bir bayan.Bu durum neyi gostermektedir simdi, Turkiye'nin ekonomisinin ne alemde oldugunu mu? Yoksa bizde dunya devi olabilecek tek bir marka yaratabilmek ve yonetebilmek surecinin zayif oldugunu mu?Ya da benim armutlarla elmalari karistirdigimi mi gosterir bu durum? :)

Guler Sabanci'nin en guclu ilk 5 te yer almasi gurur vericidir tabii ki. Ama ayni ulke catisi altinda, okuma yazma bilmeyen kac kadin vardir? Kac kadin, bilimden, sanattan, teknolojiden, gunumuzden uzakta, yillarca oncenin kosullarinda yasamaktadir?Ve neden dengeli bir yasam surmek cok zordur ulkemizde, ya cok zengin ya cok fakir olmak populerdir?

Gelin destek verelim. Kizlarimizin okumasini destekleyen kampanyalara el verelim. Yarinimiza destek verelim.Bir hayati degistirmek icin yapabilecegimiz en ufak sey neyse ordan baslayalim. Cuzi de olsa, yardim edelim okumasina, imkani olmayan ama umudu, hirsi, yarini olan kucuk bir kiza.

http://www.bbog.org/indexMain.html

ve digerleri tabii ki. Belki ayni mahallede bir komsu kizi, belki tanidik birilerinin uzaktan akrabasi.

Okumakla silinecek inaniyorum ben tum cehalatler, egitimle asilacak darbogazlar.

Gelismek icin gelistirmek gerekir.

Bilgi ve gorgusunden guc alan, Ataturk ilkelerine bagli, cagdas Turk kadinlari, Ilk 50 de, Ilk 5 te, hatta ilk sirada, olsun! Neden olmasin?

Eylül 24, 2009

Sonbahar Hüzündür


Sonbahar, her zaman huzunludur. Icin cossa da huzundur. Doga yesilini kaybeder, hava sicagini kaybeder, gunler gunesini kaybeder yani, bitki cicegini kaybeder. Az sey mi? Huzunlenmemek elde mi?
Sonbahar, ozlemi deprestirir. Yureginin en derininde, yillardir gormedigin bir yuz icin, yillardir gitmedigin bir yer icin, yillardir dinlemedigin bir sarki icin, ve buna benzer anlam veremeyecegin "ansiz" bir cok sey icin ozlem deprestirir.
Kalin giysilerini cikarirken dolaptan, yuregini sicak tutmanin yollarini ararsin her zamankinden cok. Hem seversin sonbaharin tum kahvelerini, hem melankolik bakislar yerlesir gozlerine.
Birdenbire issizlasir hava kararinca yollar. Sert bir ruzgarla carpan kapilar, ansizin siyirir seni derin dusuncelerinden. Sahip oldugun dort duvara ve sicak yataga en cok sukretmeye basladigin zamandir simdi. Geceler daha uzun, icsesler daha acimasizdir belki.
Yine de renklerini yasamak lazim sonbaharin. Agirbasli tum kahverengileri ile gozleri doyurmak lazim. Ucari ve coskun yuregi, ara sira dinginlestirmek lazim. Yurekleri, sonbahara teslim etmek lazim.
Ve belki de rahmetli Yildirim Gurses'e soz vermek lazim bir kez daha:

Düşen bir yaprak görürsen,
Beni hatırla demiştin.
Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Rüzgarla düşen yaprakta
Daima senin hayalin
Yine bir sonbaharda
Döneceksin sen bana

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Eylül 23, 2009

Sel Gitti, Izi Kaldi...


Bayram, bayram sevinci yasayabilene ne mutlu dedirtecek cinsten oldu bu sene.
Hemen bayram oncesi yasanan afet dolayisi ile, evlerde bayram sabahina heyecan ve telasla uyanamayan cocuklari, demlenmis cay, kolonya ve seker ikrami olmayan evleri, bayram ayakkabisini basucunda tutup, heyecanla giyemeyen cocuklari, bayram namazindan sonra, el opmelere, seker toplamalara kosamayan cocuklari, dort duvarla cevrili huzurlarini, sel ve camura teslim etmis aileleri dusundukce bu bayram buruk gecti.
Elimde sihirli bir degnek olsa dedigim zamanlar olur, aynen oldu.
Ne oldu onca felaketzedeye, bayram uzeri, kacinin yarasi sarilabildi? Kaci iclerinde yine de bir umutla basladi acaba bayrama?Kacina, siyasi tartismalardan ote samimi ve icten bir yardim eli uzatildi? Kaci vaatlerden ote gercekle karsilasti? Kaci, camurdan mikroptan uzaklastirilabildi?Korunmak ve barinmakti ya en temel hak, kaci bu hakki hissetti yureginde ve kendinde?
Her yagmur yagdiginda korkacak, yagmur altinda islanmanin keyfini bilemeyecek, yagmur berekettir sozunden korkacak, anilarinda suyun yikici gucunu, bir omur boyu tasiyacak, korkacak kac cocuk kaldi geriye?Her sucu, dogaya, ekolojik dengeye ya da dengesizlige, kadere baglamaya alisacak, bilimselligi, hesaplari, kurallari, plan yapmalari, ongorulu olmalari luks zannedecek o cocuklar.
O cocuklar belki her bayram oncesi, bu bayrami anacak, yurekleri burulacak, akillari duracak.
O cocuklar, kim bilir kac bayram sonrasi, her sey artik eskide kaldi diyebilecek, guvenle ve huzurla?
Yataklari, evleri ve gozleri islak cocuklar geldi bu bayram aklima. Bayram sevincim islandi.
Sel gitti, izi kaldi, yureklerde buyuk bir sizi kaldi...

Eylül 15, 2009

Yorgun Tosbaga...!


Hey dunya dedi yorgun tosbaga,
Sen biraz dön, ben durayim kabugumun icinde.
Kendimi ve ic seslerimi, nereden gelmekteyim ve nereye gitmekteyim dusuneyim bir.
Ongormus muydum su an bu noktayi, yarindan ne bekliyorum ben anlayayim bir.
Bu ormanin yesili, farklidir bendeki yesillerden, gokyuzunun mavisi nasil farkliysa denizinkinden.
Ayni gibi gozuken geceler, yuzler ve dostlarin da aslinda farkli oldugu gibi.
Sen biraz dön dünya, ben durayim biraz. Bir nefes araligi olsun bana, gonlum dinlensin bir nefes.
Sen kos sonbahara dogru uygun adim... Ben yetisirim kis gelmeden, tavsandan once :)
 

Best Wishes... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates